Bedîuzzamân’ın mantık eseri Kızıl Îcâz, Molla Muhammed Doğan tarafından tercüme, şerh ve îzâh edildi.

“Varlık” konusunu sadece madde ile îzâhın imkânsızlığını ortaya koyan Risâle-i Nûr, hangi mantığa dayanıyor?

Doğru tefekkür ve muhâkemenin ancak vahye dayalı bir mantık sistemi ile olduğunu, Kızıl Îcâz isbât ediyor.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin te'lif ettiği "Kızıl Îcâz" kitabını tercüme, şerh ve izah eden Molla Muhammed Doğan, kitabın birinci cildinin 314. sayfasında Kur'ân-ı Kerîm ile mantık ilmi arasında irtibat kurarak, Kur'ân'da zikredilen bilgilerin şüpheye yer bırakmayacak derecede kesin olduğunu, Bakara Suresi'nin ikinci âyetini tefsir sadedinde şöyle anlatıyor:

“Ey mantık ehli! Hakikî bürhan olabilecek ve şüphe duyulmayacak kitâb, yalnızca Kur'ân'dır. Öyle ki, şüphe olmaması konusunda te'kîd getirmeye dahi gerek yoktur. Zira bürhanları o kadar vâzıhtır. Zahiren Kur'ân'a karşı münkir veya şüphede olan kişiler ise Kur'an nazarında adem mesabesindedirler. Çünkü bu kadar vâzıh bürhanları görmemek insaniyetten sukút etmek demektir.

“Madem kendisinden kat'î olarak şüphe duyulmayacak kitab, Kur'an'dır. Hakikî mânâda kitab ismine liyâkat kesbeden yegâne kitab odur. Öyle ise kendinizi bâtıl efkâra sapmaktan korumanın yegâne çaresi Kur'ân ile mücehhez olmaktır. Ve ancak bu şart ile insanlar tarafından vaz' edilen mantık ilmiyle iştigáliniz caiz olur. 

“Evet, şu insanın aklı, mantığı gittiğinde insaniyetten sukút ettiği gibi, şu insan-ı ekber olan âlem dahi mantık-ı a'zam olan Kur'ân'ı kaybettiği vakit, aklını yitirecektir. Üstad (ra) şöyle buyuruyor:

“’Evet, evet, evet! Eğer kâinattan Risalet-i Muhammediyyenin (asm) nûru çıksa, gitse; kâinat vefât edecek. Eğer Kur'ân gitse, kâinat dîvâne olacak ve Küre-i Arz kafasını, aklını kaybedecek. Belki şuursuz kalmış başını, bir seyyâreye çarpacak, bir kıyameti koparacak.‘“ (Onuncu Söz, Zeylin İkinci Parçası)

Giriş Yap

Giriş Yapın ve Hesabınızı Yönetin

Bir Hesabınız Yok mu? Üye Ol