Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Hâfız-ı Hakíkí, o mübârek eseri, ona ma‘nen ve cidden bağlı olanlar gibi muhâfaza buyurmuş. Hafîz ve Alîm ve Hakîm isimlerinin záhir bir tecellîsi böylece lemeán
etmiş oldu.
Hulûsí
Mektûb No:
42
Hulûsí
Bey’in bir fıkrasıdır.
Lâhika'nın bu
def‘a irsâl buyrulan kısmını aldım. Lehü’l-hamd, kudsî vazífede istihdâmımız
devâm ediyor. Hakíkaten insân, seyyidinin mütenevvi‘ hizmetleri arasında
böyle nûrlu ve nûrânî hizmette bulundurulmasını
hissedince, zâten ücretini peşîn alan bir köle olduğunu
da nazar-ı dikkate alınca, bütün zerrât-ı
kâinât kadar dil ile hamd etmek istiyor. Ya‘nî, kalbinde yanan elhamdü lillâh
kandîli, her şeyi müsebbih ve hâmid gösteriyor ve güzel bir
niyyetle, o hâmidlerin hamdini ve müsebbihlerin tesbîhini ve o şâkirlerin
şükrünü berâberce seyyidine takdîme bir iştiyâk
hissediyor.
Nûrlu
ve kudsî mektûblarınız yekdiğerini ta‘kíb ettikçe,
hakíkaten tahkíkí îmânın kemâle doğru seyrân ettiği
görülüyor. Bu áciz kardeşiniz şübhesiz bir súrette îmân ettim ki: Şerîat-ı
Garrâ-i Ahmediyye aleyhi’s-salâtü ve’s-selâmın
hakáikına, rûhuna nüfûz etmenin en kısa,
en határsız, en zevkli tarîkı,
Risâlei’n-Nûr’a intisâbladır.
Evet, bahtiyâr odur ve ona derler ki: Risâletü’n-Nûr’a intisâb etmiş, bütün mü’minleri kendisine tam hakíkí kardeş bi-