Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
lip bu zulmetli asırda imân-ı tahkíkí nûruyla câdde-i kübrâ-yı Ahmediyye (asm)’ı buluyor. Nihâyetsiz şekillere, karışıklıklara rağmen Bismillâh ile açılan Risâletü’n-Nûr kapısından girince, tıfıl iken “Ümmetî” diyen Şefîıni ciddî sevmek, ya‘nî Sünnet-i Seniyyesine ittibâ‘ eylemenin muaccel mükâfatı olarak buluyor. Her emri işlerken, bu emri cânib-i Hak’tan bu ümmete getireni; her nehyi yapmamaya cebrederken, bu nehyi taraf-ı İlâhîden bu ümmete getireni düşüne düşüne, derslerde geçtiği gibi, bütün ömür dakíkaları ibâdet olabilir. Ve o Habîb-i Hüdâ, o Şefî-ı Rûz-i Cezâyı her işinde nümûne etmek azminden mütevellid muhabbet, o Habîbin bulunduğu áleme göçmeyi sevdirecek hâle getiriyor ve böylece مُوتُوا قَبْلَ اَنْ تَمُوتُوا sırrı tezáhür ediyor.
Tezekkür-i
mevt veyâ râbıta-i mevt.
تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ
Elhâsıl: Ne ararsak, hep Risâletü’n-Nûr’da güneş gibi görünüyor. Risâletü’n-Nûr şâkirdleri dikkat etseler, daha bu fânî álemde iken Livâü’l-Hamd-i Ahmedî (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) altında bulunduklarını inâyet-i Hak’la anlarlar.
Âcizâne fehmedebildiğim, şu ânda kalbime gelen hakíkatlara istinâden diyeceğim ki: Bu dalâlet ve bid‘aların ve dînsizliğin táún ve vebâdan daha ziyâde ve daha şiddetli sârî illetlerine karşı Risâletü’n-Nûr’un getirdiği ve ta‘lîm ve tefhîm ettiği çok hakíkatlerden Sünnet-i Ahmediyye (asm)’a temessük dersini en hakíkí olarak alan, Risâletü’n-Nûr şâkirdleridir. Onlar bu temessük ve intisâblarının, iki kere iki dört eder kat‘ıyyetinde mazhar oldukları inâyet-i Rabbâniyye şehâdetiy-
Lügat: sünnet-i seniyye, muhabbet, temessük, tezekkür, muaccel, seniyye, bismil, dikkat, ediyye, rağmen, sünnet, şiddet, ciddî, şekil