Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Bugüne kadar söylenmişler
böyle olmakla berâber, bundan sonrakiler de aynı
mâhiyyettedir. Aslâ şübhe ve tereddüdüm yoktur. Tabií, sevk-i tabií,
tesádüf değil. Hakíkí, fıtrî sevk-ı İlâhî,
kader-i Sübhânî her işimizde hâkim. Cüz-i ihtiyârımızla
seyyiâtımızdan mes’ûl olmakla berâber, hasenât tevfîk-ı
Hüdâ ile olduğuna, Kur’ân-ı bâhirü’l-bürhân şâhid-i
sádıktır.
Hulûsí
Mektûb No:
33
Hulûsí’nin
fıkrasıdır.
On Sekiz Receb târihli, “Otuz Birinci Mektûb”un “Birinci, İkinci Lem‘a”larıyla “Yirmi Dokuzuncu Mektûb”un “Birinci Remiz”inin “Birinci Makám”ını, Şa‘bân’ın birinci günü, ya‘nî yazıldığından on üç gün sonra aldım. Demek oluyor ki, Receb’in on sekiz rakamına, on üç daha ilâve ederek, mübârek mektûbun numarasını te’yîd etmek gibi, gaybî bir işâret ibrâz edilmiş oluyor. Bu nûrlu “Mektûb”dan aldığım hisseyi, kendisinden evvel gelmiş olan ma‘nevî feyzinden, álî affınıza güvenerek bahsetmek súretiyle arz edeceğim. Şöyle ki:
Mektûbun bura postahánesinde kaldığı gece, álem-i menâmda şöyle garîb bir hâlet gördüm; Elláh hayretsin: Kamer, batn-ı Arz’dan sür‘atle çıkarak, şâkulen semâvâta yükselmeye başladı. Çıkışıyla sür‘atle yükselişinde hîç bir ziyâ eseri görülmüyordu.
Sükûnetle hareketi ta‘kíb etmekle berâber, sanki gaybî bir ses
bana, “Alâmet-i kübrâ başladı” diyor gibi geldi. Kamer bu hızla
çıkışı esnâsında bir hadde geldi ki, parladı, büyüdü. Bedr-i tâm