Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
tulsa, mü’minler sevinse;
mülhidler, kâfirler, müşrikler îmâna, insáfa, dâire-i akla gelseler! Ve bu
mes‘úd ve ulvî netîceyi bizlere idrâk ettirmesini eltáf-ı İlâhiyyeden
tazarru‘ ve niyâz ediyorum. Âmîn.
Muhterem
Üstâd,
Elláh
Zü’l-Celâl Hazretlerine ne kadar müteşekkir bulunsanız
yeridir. Acz ve fakr tezkeresiyle girmeye muvaffak olduğunuz
sarây-ı Kur’ân’ın hás hazînesinden,
gözler görmemiş, kulaklar işitmemiş
cevherleri görüyor ve me’zûn olduğunuz mikdârını
necim necim çıkartarak evvelâ kendiniz bakıyor;
sonra “Eyyühe’l-insân! İşte bakınız,
bu misâfirháneyi açan, álemleri rahmetiyle yaratan, sizi hikmetiyle halk
buyurup bu áleme gönderen Sultán-ı
Kâinât, bin üç yüz küsûr sene evvel, büyük bir elçisi Habîb-i Ekremi (asm) vâsıtasıyla,
size hılkatteki hikmeti, buraya gelmekteki maksadı,
ubûdiyyetin iktizá ettiği hizmeti ilh, bildirmişti.
Bu álî teblîgátı, o kudsî ahkâmı
sizin anlayacağınız
lisânla anlatıyorum, dinleyiniz. Eğer
aklınız
varsa, gözünüz görüyorsa, insânlığınız
varsa, hakíkati anlar ve îmâna gelirsiniz” diye beyânâtta bulunuyorsunuz. Bizler,
hasbe’l-kader, felillâhi’l-hamd, bu kudsî beyânâtı yakından
dinlemek, görmek ve göstermek iştiyâkını gösterdik. Siz de o elmasları
gösterip bizi uyandırdınız. Hakíkati anlatıp,
yolumuzu doğrultmaya vesîle oldunuz. Elláh sizden ebeden râzı
olsun. Nefs-i emmârenin zebûnu, cin ve ins şeytánlarının
hedefi olmaktan kurtulamadık ise de, bu hasbî ve Kur’ânî hizmetten zevk alıyoruz;
lâyıkıyla yapamıyorsak da, yolunda
bulunuyoruz.
اِنَّمَا اْلاَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ
Hulûsí
Lügat: muhterem, tezkere, teşekki, gönder, hikmet, hizmet, kâfir