Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Ümîd
ve îmân gibi pek álî sermâyemiz var. Hoca efendi hazretlerinin álî tavsıyeleri:
Beş vakit namâzını
ta‘dîl-i erkânla kıl; ya‘nî başka ibâdete gücün yetmez.
Namâzın nihâyetindeki tesbîhleri yap; ya‘nî “Başka
zikri yapamadım” diye teessüf etme. Yedi kebâiri terk et;
çünkü sagáiri arayacak zamânda değiliz. İttibâ-ı
sünnet et; zîrâ bu zamânda arkasında gidilecek ve harekâtı
taklîde değer, sáf, hális ve muhlis bir hâdî -ki, o da seni yine bu yola götürecektir-
maalesef bulamayacaksın. Belki bu yola çıkaracaklar
vardır; fakat kömürle elması kim
fark edecek? Öyleyse, sen çalış, ondan daha iyi kılavuz
bulamazsın. Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim
مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ أَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefâatbahş
vecîzesi hátırımızda varken, şübhesiz her musíbet ve
her elem hóş karşılanacaktır.
Azîz
kardeş, zamân olur ki her şey,
herkes, her muámele kalbi incitiyor. Fakat, işte
tiryâkı:
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ
Her
zamân söylüyorum: Biz bu fânî hayât için dostluk yapmıyoruz.
Bu kısa hayâta vedâ‘ etmek, ındimizde
ve i‘tikádımızda ebedî bir hayâtın
mukaddemesidir. Öyleyse, müteessir olmayalım.
Nice ki, o hayâta başlamadık. İşte mürâsele ile muvâsalayı
te’mîn edelim. Elláh’a güvenelim, O’ndan meded dileyelim.
اَلْحَمْدُ لِلّهِ الَّذ۪ى هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلاَ
Lügat: mukaddeme, mukaddem, harekât, teessüf, efendi, muhlis, sünnet, teessi, şübhe