Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
dördüncü
arkadaş olan Süleymân’a dört fark ile tevâfuk cihetiyle işâret
ediyor. صَادِقًا kelimesindeki tenvîn dâhıl
edilse, hizmet-i sádıkánede mümtâz olan Bekir Ağa’ya ‘Bekir Bey’
unvânıyla
bir fark ile işâret
eder. Mâdem bu beyt-i âhir bu hey’etin efrâdına bakar, ba‘zılarına
sarâhate yakın işâret var. Ötekilere ednâ bir îmâ
dahi kanâat verir ki, onlar dahi murâddır.
“Elhâsıl: Bu
dört zât, bu fakír ile berâber hizmette sebkát edip Hulûsí ihlâsıyla,
Sabri takdîriyle, Süleymân sadâkatiyle, Bekir hizmet ve gayreti ile hizmet-i
Kur’âniyyede bulundular. Hem mertebelerine îmâ súretinde bu beyt ihbâr ediyor.
Elbette denilebilir ki, Hazreti Şeyh, onları izn-i İlâhî ile Saíd’in etrâfında görmüş, haber vermiş. Daha sâir arkadaşlara işâretler
var. Şimdi
izhâra me’zûn olmadığımdan
bana tam görünmüyor.” [
“وَكُنْ قَادِرِىَّ الْوَقْتِ لِلّٰهِ مُخْلِصًا تَع۪يشُ سَع۪يدًا صَادِقًا بِمُحَبَّتِى
“İlm-i
cifirle ma‘nâsı:
“ ‘Ey Saíd! Sen, zamânın
Abdülkádir’i ol, ihlâs-ı tâmmı kazan, fakrınla berâber maíşetini
düşünme, nâstan minnet alma; ismin ‘Saíd’
olduğu gibi maíşette de mes‘úd olacaksın. Muhabbetimde
sádık olduğundan
ve ihlâsa çalıştığından,
Hulûsí gibi muhlis talebeler ve
yardımcılar
ve Süleymân, Bekir gibi sádık
hizmetkârlar ve Sabri gibi tam takdîr edici ve ciddî müştâk
talebeler size verilmiş. Evet, lillâhi’l-hamd,
Gavsın sarâhat derecesinde ihbâr ettiği
hâl vukú‘ bulmuştur.’ ” [
أَنَا لِمُر۪يد۪ى fıkrasında مُر۪يد۪ى ‘Molla Saíd’ kelimesine tam tevâfuk ediyor. Yalnız bir elif fark var. Elif ise, káide-i