Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Sarfiyyece
‘elfün’ okunur. Elfün ise, bindir. Demek, bin iki yüz doksan
dörtte dünyâya gelecek bir mürîdi, bu مُر۪يد۪ى
lafzında murâddır. Çünkü, لِمُر۪يد۪ى ’de lâm sayılsa
iki yüz doksan dört eder ki, bir tek fark ile Saíd’in târih-i velâdetine tevâfuk
eder. Esâs Arabî sayılsa
fark yoktur. Lâm’sız مُر۪يد۪ى ise iki yüz altmış
dört eder. ‘Molla Saíd’ dahi iki yüz altmış beş
eder. ‘Molla’daki elif bine işâret
olduğu için, mütebâkísi iki yüz altmış
dört kalır.
“Elhâsıl: Şu
zamânda dellâl-ı Kur’ân ve hádim-i Furkán olan o adamın
iki ismi ve iki lakabı var. ‘Elkürdî’ lakabı ile
‘Molla Saíd’ ismi, أَنَا
لِمُر۪يد۪ى
fıkrasında záhir görünüyor. ‘Nursî’ lakabıyla
‘Bedîuzzamân Saíd’ ismi, كُنْ قَادِرِىَّ الْوَقْتِ fıkrasında
âşikâr görünüyor. Hattâ, hizmet-i Kur’âniyyede en mühim
bir arkadaşı ve hális bir talebesi olan Hulûsí Bey’e, لِلّٰهِ مُخْلِصًا تَع۪يشُ سَع۪يدًا صَادِقًا
بِمُحَبَّتِى
fıkrasında işâret olduğu gibi, diğer
bir kısım talebelerine işâretler
var.” [