Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
وَمَا اُبَرِّئُ نَفْس۪ى اِنَّ النَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ
“Evet, nefsini beğenen ve nefsine i‘timâd
eden, bedbahttır. Nefsinin ayıbını
gören, bahtiyârdır. Öyle ise, sen bahtiyârsın.
Fakat, ba‘zan olur ki, nefs-i emmâre, ya levvâmeye veyâ mutmainneye inkılâb
eder; fakat silâhlarını ve cihâzâtını
a‘sába devreder. A‘sáb ve dâmârlar ise, o vazífeyi âhir ömre kadar görür.
Nefs-i emmâre çoktan öldüğü hâlde, onun âsârı
yine görünür. Çok büyük asfiyâ ve evliyâ var ki, nüfûsları
mutmainne iken, nefs-i emmâreden şekvâ etmişler.
Kalbleri gáyet selîm ve münevver iken, emrâz-ı
kalbden vâveylâ etmişler. İşte bu zâtlardaki, nefs-i emmâre değil,
belki a‘sába devredilen nefs-i emmârenin vazífesidir. Maraz ise kalbî değil,
belki maraz-ı hayâlîdir. İnşâelláh,
azîz kardeşim, size hücûm eden nefsiniz ve emrâz-ı
kalbiniz değil, belki mücâhedenin devâmı
için beşeriyyet i‘tibâriyle a‘sába intikál eden ve terakkıyyât-ı
dâimîye sebebiyyet veren, dediğimiz gibi bir hâlettir.” [
“Şu
âhirki beyt,
وَكُنْ قَادِرِىَّ الْوَقْتِ لِلّٰهِ مُخْلِصًا تَع۪يشُ سَع۪يدًا صَادِقًا بِمُحَبَّتِى
Saíd Nursî’yi iki üç vecihle gösterdiği gibi medâr-ı imtiyâzı olan ihlâsı îmâ ederek ve hizmette ikinci olmak cihetiyle iki farkla مُخْلِصًا kelimesi Hulûsí Bey’e tevâfukla işâret ediyor.
قَادِرِىَّ الْوَقْتِ ’de قَادِرِ kelimesi üç farkla üçüncü arkadaş takdîr ve istihsân ile Hulûsí-i sânî olan Sabri’ye tevâfukla işâret ediyor. صَادِقًا kelimesiyle hárika bir sadâkatla mümtâz