Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
“Hizmet-i
Kur’âniyyenin pek mühim bir a‘zásı olan Hulûsí Bey,
Eğirdir’den memlekete gittiği
vakit, saádet-i dünyeviyyeyi tam zevk ettirecek ve te’mîn edecek esbâb bulunduğundan,
bir derece sırf uhrevî olan hizmet-i Kur’âniyyede fütûra yüz
göstermeğe dâir esbâb hâzırlandı.
Çünkü, hem çoktan görmediği peder ve vâlidesine kavuştu,
hem vatanını gördü, hem şerefli, rütbeli bir súrette
gittiği için dünyâ ona güldü, güzel göründü. Hâlbuki,
hizmet-i Kur’âniyyede bulunana, ya dünyâ ona küsmeli veyâ o dünyâya küsmeli.
Tâ, ihlâs ile, ciddiyyet ile hizmet-i Kur’âniyyede bulunsun.
“İşte Hulûsí’nin
kalbi çendân lâ-yetezelzel idi. Fakat, bu vaz‘ıyyet
onu fütûra sevk ettiğinden, şefkatli tokat yedi. Tam
bir-iki sene ba‘zı münâfıklar ona musallat oldular. Dünyânın
lezzetini de kaçırdılar. Hem dünyâyı
ondan, hem onu dünyâdan küstürdüler. O vakit vazífe-i ma‘neviyyesindeki
ciddiyyete tam ma‘nâsiyle sarıldı.” [
“Sonra senin yazdığın: ‘Bak
kitâb-ı kâinâtın
safha-i rengînine, ilâ âhir’
olan rengîn ve zengîn şiir hátırıma
geldi. O şiir ile
semânın
yüzündeki yıldızlara baktım. ‘Keşki şâir
olsaydım, bunu tekmîl etseydim’ dedim. Hâlbuki, şiir
ve nazma isti‘dâdım yokken yine başladım,
fakat nazım ve şiir yapamadım; nasıl
hutúr etti ise öyle yazdım. Benim vârisim olan sen, istersen
nazma çevir, tanzím et.” [
“Resûl-i Ekrem aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm fermân etmiş:
اِذَا اَرَادَ اللّٰهُ بِقَوْمٍ خَيْرًا اَبْصَرَهُمْ بِعُيُوبِ اَنْفُسِهِمْ
“Kur’ân-ı Hakîm’de Hazret-i Yûsuf aleyhi’s-selâm demiş: