Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
hayâlen
sizleri yanımda
bulur, bir hasbihâl ederim, sizinle mütesellî olurum. Bir mâni‘ olmazsa,
bir-iki ay burada yalnız
kalmak arzûsundayım.
Barla’ya dönsem, arzûnuz vechile sizden ziyâde müştâk olduğum şifâhî
bir musáhabe çâresini arayacağız.” [
“Gayretli
kardeş, hamiyyetli arkadaş,
kahramân asker, çalışkan talebe, álî-cenâb Müslümân, hakíkatlı
mü’min vasfı- na lâyık birâderzâdem.
“Senin
mektûbun beni çok mesrûr etti. Senin mübârek iki ru’yân ma‘nidârdırlar.
Ta‘bîrleri içinde görünüyor. Az dikkatle anlaşılır.
Belki ru’yâdan ziyâde gördüğün vâkıa, bir hakíkatın
temsîlidir. Ta‘bîri pek záhir olduğu için, tafsíl etmeyeceğim.
Yalnız bir iki noktayı
ihtár ediyorum.
“Birisi: İkimize bir beşârettir ki, hizmetimiz makbûl oluyor. Livâü’l-Hamd-i Muhammedî altında asker kabûl edilmişiz. Bize bir bayrak verilmiş. Hizbulláhda dâhıl olmuşuz, اَلَا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ sırrına mazhar olmuşuz, demektir.
“İkinci
Nokta: ‘Günde
iki def‘a beni göreceksin’, şuna işârettir
ki: ‘Günde iki def‘a seni yanımda
hayâlen ihzâr ediyorum. Sen
dahi yirmi dört sâatte
iki def‘a, Sözler vâsıtasıyla
Üstâdınızla
sohbet ediniz’
demektir. Veyâhúd, sabâhdaki duáda ben seni yanıma,
akşâmdaki dersde sen beni yanına,
ihzâr ederiz. Günde iki def‘a görüşürüz.” [
“Nûr’un
eskiden beri hîç sarsılmayan muhlis bir kahramânı
elbette dünyânın geçici, kıymetsiz fânî vaz‘ıyyetleri
karşısında telâş
etmez, mağlûb olmaz inşâelláh.” [