Mükâtebât-ı Nursiyye ve Hulûsıyye
Muhammed DOĞAN (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
selâmetle,
bulaşmadan,
sür‘atle mescide eriştiğin; herkesten evvel envâr-ı Kur’âniyyeye sáhib çıkıp, kalbini bozmadan sağlam kaldığına işârettir. Mesciddeki küçük cemâat
ise; Hakkı, Hulûsí,
Sabri, Süleymân, Rüşdü,
Bekir, Mustafâ, Ali, Zühdü, Lütfü, Husrev, Re’fet gibi ‘Sözler’in
hameleleridir. Ufak kürsü ise, Barla gibi küçük bir köydür. Yüksek ses ise, ‘Sözler’deki
kuvvet ve sür‘at-i intişârlarına işârettir. Birinci safta sana tahsís edilen makám
ise, Abdurrahmân’dan sana münhâl kalan yerdir. O cemâat, telsiz âletlerin
âhizeleri hükmünde, bütün dünyâya ders işittirmek istemek işâreti ve hakíkatı ise, inşâelláh tamâmıyla sonra çıkacak. Şimdi efrâdı birer küçük çekirdek iseler de, ileride tevfîk-ı İlâhî ile birer şecere-i áliyye hükmüne geçerler. Ve birer telsiz
telgrafın
merkezi olurlar. Sarıklı küçük genç bir zât ise;
Hulûsí’ye omuz omuza verecek, belki geçecek birisi; nâşirler ve talebeler içine girmeye nâmzeddir. Ba‘zılarını
zannederim, fakat kat‘í hükmedemem. O genç, kuvve-i velâyetle meydâna atılacak bir zâttır. Sâir noktaları sen benim bedelime ta‘bîr et.
“Senin
gibi dostlarla uzun konuşmak hem tatlı, hem makbûl olduğundan;
şu kısa mes’elede uzun konuştum,
belki de isrâf ettim. Fakat, nevme áid olan âyât-ı
Kur’âniyyenin bir nev‘ı tefsîrine işâret etmek niyyetiyle başladığımdan,
inşâelláh o isrâf afvolur veyâ isrâf olmaz.” [
“Hulûsí Bey’in ‘Yirmi
Yedinci Mektûb’daki fıkralarının şehâdetiyle; en mühim ve müessir tarîkat olan Nakşî
tarîkatından
ziyâde himmet ve meded, feyiz ve nûru; esrâr-ı
Kur’âniyyenin tercümânı olan nûrlu ‘Sözler’de bulmuştur.” [
“Azîz, sıddîk, muhlis, hális kardeşim,