Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
edenler,
Hanefî ve Şâfií
mezheblerince zekâta ehil olarak gösteriliyorlar.”
(Dört mezhebe göre, talebe-i ulûm-i şer‘ıyye sınıfına dâhıl olanlar, zekâta müstahaktırlar. Memleketimizde Hanefî
ve Şâfií mezhebine mensûb olanlar bulunduğu için; Üstâd Bedîuzzamân
Hazretleri “Münâzarât” adlı eserinde “Zîrâ, biz hem
Hanefî, hem Şâfiíyiz” buyurmuş, Hanefî ve Şâfií mezheblerinin görüşlerini beyân etmiştir. Hacı Hulûsí Bey de kendisine
sorulan suâlin cevâbında, Üstâd Bedîüzzamân
Hazretleri gibi sâdece Hanefî ve Şâfií mezheblerini nazara vermiştir.)
İkincisi: Sadakát ve nüzûrdur. Hacı Hulûsí Bey, mezkûr cevâbında medreselerin inşâ, ta‘mîr ve devâmı için ise sadakát ve nüzûr ile yardım edilebileceğini ifâde etmektedir. Şöyle ki:
“Dershánelerin devâmına,
inşâsına, onarımına bu sadakát-nüzûr gibi şeylerin verilmesinde hîç bir zarar yoktur.”
Öyle
ise, Hacı Hulûsí Beyin mezkûr cevâbındaki “sadakát”
ta‘bîrinden murâd, zekât değildir. Zîrâ, Ehl-i Sünnet
ve’l-Cemâat mezhebine göre, sadakanın farz kısmı olan zekât ve sadaka-i fıtrın, âyette geçen sekiz sınıfa temlîk súretiyle
verilmesi gerekir. Câmi ve medâris gibi dînî müesseseler hakkında temlîk şartı gerçekleşmediği için, bu yerlere doğrudan doğruya zekât verilmez. Tatavvu‘ sadakalar ise; hem talebe-i ulûm-i dîniyyeye
hem de ulûm-i dîniyyenin tahsíl edildiği medreselere sarf
edilebilir.
Demek, Hacı Hulûsí Bey aynen Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri gibi söylemiştir. Üstâd Bedîuzzamân Hazretleri de dört mezheb imâmlarının görüşlerini beyân etmiştir.
Sâlisen: Tahsíli harâm olan ilimlerle iştigál eden talebelere