Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Dördüncüsü: Zanniyyü’s-sübût ve’d-delâletdir. Ya‘nî, sübûtu ve ma‘nâya
delâleti zannî olan delîllerdir. Haber-i
vâhid ile rivâyet edilen ve çeşitli ma‘nâlara gelmesi
muhtemel olan ehâdîs-i Nebeviyye gibi.
Bunların birincisi; kat‘í olmakla, onunla farz ve harâm sâbit olur.
İkincisi ve üçüncüsü; zann-i
müfîd olmakla, onlarla vâcib ve mekrûh sâbit olur.
Dördüncüsü; sünnetiyyet,
istihbâbiyyet ve tenzîhen kerâhati ifâde eder. Ya‘nî, onunla sünnet, müstehab
ve mekrûh sâbit olur.
Farzıyyetin taalluk ettiği şey farzdır. Farzın hükmü; fiiline sevâb ve özürsüz terkine ikáb terettüb eder. İnkâr edip istihfâf eden ise kâfir olur.
Harâmın hükmü, terkine sevâb ve fiiline ikáb terettüb eder. Onu helâl ve
mübâh sayan, el-iyâzü billâh, kâfir olur.
Vâcibin taalluk ettiği fiil ise, vâcibdir. Vâcibin hükmü dahi amelen farz gibidir. Ya‘nî, fiiline sevâb ve özürsüz terkine ikáb terettüb eder. İ‘tikáden ise, farzın hükmü gibi değildir. Zîrâ, vâcibi inkâr eden kâfir olmaz.
Görülüyor ki, farz ve harâmın dışında diğer delîllerle sâbit olan mesâili (vâcib, sünnet, müstehâb vs. gibi) inkâr eden tekfîr olunmaz. Çünkü, tekfîr ve tadlîl için kat‘í hüccet lâzımdır. Hüccet ise, kat‘ıyyeti ifâde eden delîldir. Bu da, delîl-i hükm-i şer‘ínin birinci kısmı ile sâbit olan şeylerdir. Ya‘nî, sarîh âyet veyâ mütevâtir ehâdîs-i Nebeviyye ile sâbit olan hükümdür. Ancak bu iki hüccetle ahkâm-ı şer‘ıyye kesin ve kat‘í olarak sâbit olur.