Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
nâzil olmuştur. Onlar, Peygamberimiz
(asm)’a gelerek şöyle dediler: ‘Bizim
beklediğimiz kişi, Dâvûd’un oğlu Mesîhdir.’ Onlar bu ifâdeleriyle, âhirzamânda çıkan Deccâl’i kasd ediyorlardı.
Yahûdîler şöyle diyorlar: ‘Onun
saltanatı, hem karaya, hem de denize
kavuşacak. Onun emriyle nehirler
akacak. O, Elláh’ın âyetlerinden bir âyettir.
Mülk ve saltanat onun sâyesinde bize dönecektir.’ Bunun üzerine Elláhu Teálâ bu âyet-i kerîmeyi inzâl buyurdu:
لَخَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ أَكْبَرُ مِنْ خَلْقِ النَّاسِ وَلٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَايَعْلَمُونَ
‘Elbette göklerin
ve yerin halkı, o nâsın halkından daha büyüktür. Velâkin,
nâsın bir çoğu bilmezler.’
“Âyet-i kerîmedeki خَلْقِ النَّاسِ ifâdesinde geçen النَّاسِ kelimesinden murâd, ‘Deccâl’ demektir. وَلٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَايَعْلَمُونَ ‘İnsânların çoğu bunu bilmezler’ cümlesinde geçen النَّاسِ kelimesinden murâd ise,
Peygamberimiz (asm)’la mücâdeleye giren Yahûdîlerdir.”
“Hulâsatü’l-Beyân” adlı tefsîrde şöyle deniliyor:
“Beydávi’nin beyânı vechîle; bu âyetin müşrikler hakkında nâzil olması ihtimâli varsa da, esahh olan Yahûdîler hakkında nâzil olmuştur. Zîrâ, Tevrât’ta zikr olunan ‘Bizim sáhibimiz’le murâd; ‘Deccâl’dir. Yahûdîler, ‘O Deccâl âhirzamânda zuhûr edecek ve saltanatı denize ve karaya şâmil olacak, bütün dünyâyı ihâta edecek, onun yedinde (elinde) háriku’l-ádeler zuhûr ederek
Lügat: peygamber, saltanat, elbette, kelime, lâkin, nâzil