Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Dünyânın her yerinden buraya Yahûdîler getirilmiştir. ABD, İngiltere ve Fransa, bu devleti büyük bir askerî güce dönüştürmüştür. Yahûdî sermâyesi, bilim adamı ve uzmanları, Yahûdî başkentinin kütlevî yardımıyla bu gücü geliştiriyorlar ve bu güç, bölgedeki Müslümân uluslar için büyük bir tehlike hâline gelmiştir. İsrâîl’in liderleri ‘Arz-ı Mev‘úd’a sáhib olmak istediklerini hîç bir zamân gizlememişlerdir. Uzun zamândan beri açıkça basıp neşr ettikleri ‘geleceğin Yahûdî imparatorluğu harîtası’ bunun şâhididir. Bu harîtanın gösterdiği gibi, Yahûdîler Sûriye, Lübnan ve Ürdün’ün tamâmına, Türkiye’den İskenderun ile hemen hemen bütün Irak; Mısır’dan Sina ve Delta bölgesi, Suúdî Arabistân’dan ise Medîne dâhıl Necd ve Yukarı Hicaz’ı almak istemektedirler. Bununla insân, onların muhtemel bir dünyâ savaşının uyandıracağı karışıklık ve kargaşadan faydalanarak bu bölgeleri istîlâ etmeye çalışacaklarını açıkça anlayabiliyor. Herhâlde, tam bu sıralarda büyük Deccâl onların va‘d edilen Mesîh’i olarak zuhûr edecektir. Resûlülláh (asm), onun zuhûruyla ilgili haberleri vermekle kalmamış, o günlerde müdhiş sıkıntılara ma‘rûz kalınacağını da bildirmiştir. Öylesine sıkıntılı ki, bir gün bir yıl gibi gelecektir o zamân. İşte bu sebebledir ki, Resûlülláh (sav), Elláh’a, Deccâl’in büyük fitnesinden yalnızca kendini değil; ümmetini de koruması için yakarmıştır.
“Bu Deccâl ile savaşması ve ona karşı koyması için Elláh ‘Mesîh’e benzer biri’ni (mesîl-i Mesîh) değil, iki bin yıl önce kabûle yanaşmadıkları ve çarmıha -gûyâ- germek súretiyle hall ettiklerini sandıkları hakíkí Mesîh’i gönderecektir. Hakíkí Mesîh’in ineceği yer ise Hindistân, Afrika yâhúd Amerika değil, Şâm (Dimışk) olacaktır. Çünkü, Şâm, açılacak fiilî cebhenin mahalli olacaktır. Şâm, İsrâîl sınırından ancak 50-60 mil uzaktır. Daha önce zikr edilen hadîslerden anlaşıldığına göre, Deccâl, 70.000 kişilik