Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
(Eğer o gálib hükûmet) -bu mektûb yazıldığında Almanya hükûmeti, savaşın başlangıcında gálib durumda olduğu için bu ifâde kullanılmış- (netîce-i harbi kazansa, bu işârî ma‘nâ dahi bir ma‘nâ-yı sarîh derecesine çıkar.) Dikkat edilse, Bedîuzzamân Hazretleri, “Hadîsin sarîhî ma‘nâsı tahakkuk eder” demiyor. Belki, “Bu sarîhî ma‘nânın bir te’vîli tamâmen gözle görülecek bir vaz‘ıyyete gelecekti” diyor. Çünkü, hadîste Ísâ (as)’ın Deccâl’i mağlûb edeceği hakíkatı mevcûddur. Eğer Almanya hükûmeti diğer devletleri mağlûb etseydi, bu sarîhî ma‘nânın bir misâli ve bir te’vîli de gözlere görünecekti. Hazret-i Ísâ (as)’ın küçük olan şahs-ı ma‘nevîsinin, Deccâl’in büyük olan şahs-ı ma‘nevîsini mağlûb ettiği tebârüz edecekti. O zamân, sarîhî ma‘nânın bir mâsadakı, bir te’vîli, bir misâli de tam çıktı denilecekti.
Evet, ehâdîs-i Nebeviyyede beyân edilen işârî ma‘nânın çok mâsadakları bulunduğu gibi, sarîhî ma‘nânın da çok mâsadakları bulunmaktadır. Sarîhî ma‘nâ; Hazret-i Ísâ (as)’ın âhirzamânda cism-i beşerîsiyle Müslümânlar arasına inip Deccâl’i öldürmesi, maddî cihâd netîcesinde onun etrâfındaki cemâat-i kalîlenin minâre haşmetindeki kâfirleri mağlûb etmesi ve İslâm’dan başka bütün dînleri ortadan kaldırmasıdır. Hadîsteki sarîhî ma‘nâ bir küllîdir ve o sarîhî ma‘nânın külliyyetinin çok efrâdı vardır. Yine işârî ma‘nâ da bir küllîdir ve o işârî ma‘nânın külliyyetinin de çok efrâdı vardır. Bedîuzzamân (ra) diyor ki: “Bu hadîsin küllî olan işârî ma‘nâsının bir ferdi ve bir mâsadakı çıktı. Eğer Almanya netîce-i harbi kazansaydı, o işârî ma‘nânın bu ferdi, sarîhî ma‘nânın bir ferdi derecesine çıkacaktı.