Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Bir Muhbir-i Sádık, bir Kádir-i Külli Şey’in va‘dine istinâd ederek haber vermiştir. Mâdem haber vermiş, haktır; mâdem Kádir-i Külli Şey va‘d etmiş, elbette yapacaktır.
Evet, her vakit semâvâttan melâikeleri yere gönderen ve ba‘zı vakitte insân súretine vaz‘ eden -Hazret-i Cibrîl’in ‘Dıhye’ súretine girmesi gibi- ve rûhânîleri Álem-i Ervâh’tan gönderip beşer súretine temessül ettiren; hattâ ölmüş evliyâların çoklarının ervâhlarını cesed-i misâliyle dünyâya gönderen bir Hakîm-i Zü’l-Celâl, Hazret-i Ísâ aleyhi’s-selâmı, Ísâ dînine áid en mühim bir hüsn-i hátimesi için, değil semâ-i dünyâda cesediyle bulunan ve hayâtta olan Hazret-i Ísâ, belki álem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakíkaten ölseydi, yine şöyle bir netîce-i azíme için ona yeniden cesed giydirip dünyâya göndermek,
Bu
hakíkatı (bir
Muhbir-i Sádık, bir
Kádir-i Külli Şey’in
va‘dine istinâd ederek haber vermiştir.
Mâdem haber vermiş, haktır; mâdem Kádir-i Külli Şey va‘d etmiş, elbette yapacaktır.
Evet, her vakit semâvâttan melâikeleri yere gönderen ve ba‘zı vakitte insân súretine vaz‘ eden -Hazret-i Cibrîl’in “Dıhye” súretine girmesi gibi- ve rûhânîleri Álem-i Ervâh’tan gönderip beşer súretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyâların çoklarının ervâhlarını cesed-i misâliyle dünyâya gönderen bir Hakîm-i Zü’l-Celâl, Hazret-i Ísâ aleyhi’s-selâmı, Ísâ dînine áid en mühim bir hüsn-i hátimesi için, değil semâ-i dünyâda cesediyle bulunan ve hayâtta olan Hazret-i Ísâ, belki álem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakíkaten ölseydi, yine şöyle bir netîce-i azíme için ona yeniden cesed giydirip
Lügat: temessül, elbette, cibrîl, gönder, muhbir, âhiret, âhire