Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Ya‘nî, Yahûdîler, ‘Biz Ísâ’nın cismânî şahsıyyetini öldürdük ve astık’ diyorlar. Elláh ise,
Yahûdîlerin Hazret-i Ísâ (as)’ın cismânî şahsıyyetini öldürmediklerini ve onu asmadıklarını beyân ettikten sonra, بَلْ kelimesi ile onu hem rûhen,
hem de bedenen katına yükselttiğini ifâde ediyor.
“Eğer semâya yükseltilen sâdece Hazret-i Ísâ (as)’ın rûhu olsaydı; بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِ cümlesi; وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ cümlesinin karşıtı ve zıddı olmazdı. Çünkü, ister katl veyâ salb yoluyla, ister başka bir yolla gerçekleşen her ölüm hâdisesinde rûhun yükselmesi hakíkati zâten mevcûddur.
O hâlde, بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِ cümlesinde rûhun yükselmesinden başka bir hakíkat beyân edilmektedir ki; o da, Hazret-i Ísâ (as)’ın rûh ve cism-i beşerîsiyle berâber semâya ref‘ edildiğidir.
“Zîrâ, Nahiv ulemâsı, açıkça derler ki; nefiyden
sonra gelenبَلْ kelimesi, mâba‘dini (kendisinden sonra gelen ibâreyi) mâkabline
(bir önceki ibâreye) zıd ve mukábil kılar. Ya‘nî, بَلْ kelimesi; sonraki hükmün,
önceki hükmün zıddı ve karşıtı olduğunu bildirir.
“Bu âyet-i kerîmede geçen بَلْ kelimesinin mâba‘di olan رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِ ‘Elláh onu katına yükseltti’ cümlesi, بَلْ kelimesinin mâkabli olan وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ 'Onlar (Yahûdîler) onu öldürmediler ve onu asmadılar’ cümlesinin karşıtıdır. Bu ref‘ın hem rûhen, hem de bedenen olması gereklidir ki; o katl ve salbe zıd olsun. Zîrâ, Ísâ (as)’ın sâdece rûhen ref‘ edilmesi Yahûdîlerin iddiá ettiği katl ve salbe münâfî’ değildir.
Lügat: bedenen, beşerî, hâdise, kelime, hâdis, sinin