Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
hikmetimde her derdine devâ bulabilirsin. Çalış, bul! Elbette, ararsan bulursun.’
“İşte, beşerin tıb cihetindeki şimdiki terakkıyyâtından çok ilerideki hudûdunu şu âyet çiziyor ve ona işâret
ediyor ve teşvîk yapıyor.
“Hem meselâ, Hazret-i Dâvûd aleyhisselâm hakkında
وَ اَلَنَّا لَهُ الْحَد۪يدَ ۞ وَ اٰتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَ فَصْلَ الْخِطَابِ Hazret-i Süleymân (as) hakkında وَاَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِ âyetleri işâret ediyorlar ki: Telyîn-i hadîd, en büyük bir ni‘met-i İlâhiyyedir ki; büyük bir peygamberinin fazlını, onunla gösteriyor. Evet, telyin-i hadîd, ya‘nî demiri hamur gibi yumuşatmak ve nühâsı eritmek ve ma‘denleri bulmak, çıkarmak; bütün maddî sanâyi-ı beşeriyyenin aslı ve anasıdır ve esâsı ve ma‘denidir. İşte, şu âyet işâret ediyor ki: ‘Büyük bir resûle, büyük bir halîfe-i zemîne, büyük bir mu‘cize súretinde, büyük bir ni‘met olarak; telyin-i hadîddir ve demiri hamur gibi yumuşatmak ve tel gibi inceltmek ve bakırı eritmekle ekser sanâyi-ı umûmiyyeye medâr olmaktır.’ Mâdem bir resûle, hem halîfe, ya‘nî hem ma‘nevî hem maddî bir hâkime, lisânına hikmet ve eline san‘at vermiş. Lisânındaki hikmete sarîhan teşvîk eder. Elbette, elindeki san‘ata dahi tergíb işâreti var. Cenâb-ı Hak, şu âyetin lisân-ı işâretiyle ma‘nen diyor:
“ ‘Ey benî-Âdem!
Evâmir-i teklîfiyyeme itáat eden bir abdimin lisânına ve kalbine öyle bir hikmet verdim ki: Her şeyi kemâl-i vuzúh ile fasledip hakíkatını gösteriyor; ve eline de
öyle bir san‘at verdim ki, elinde balmumu gibi demiri her şekle çevirir. Halîfelik ve pâdişâhlığına mühim kuvvet elde eder.
Mâdem bu mümkündür, veriliyor. Hem ehemmiyyetlidir. Hem hayât-ı ictimâıyyenizde ona çok muhtâcsınız. Siz de evâmir-i
tekvîniyyeme itáat etseniz, o hikmet ve o san‘at size de verilebilir. Mürûr-i
zamânla yetişir ve yanaşabilirsiniz.’
“İşte, beşerin san‘at cihetinde en ileri gitmesi ve maddî kuvvet cihetinde en mühim iktidâr elde etmesi; telyîn-i hadîd iledir ve izâbe-i nühâs iledir. Âyette nühâs, ‘kıtr’ ile ta‘bîr edilmiş. Şu âyetler, umûm nev-ı beşerin nazarını şu hakíkate çeviriyor ve şu hakíkatın ne kadar ehemmiyyetli olduğunu takdîr etmeyen eski zamân insânlarına ve şimdiki tenbellerine şiddetle ihtár ediyor...
“Hem meselâ: Hazret-i Süleymân aleyhisselâma taht-ı Belkís’i yanına celb et-
Lügat: peygamber, elbette, hikmet, hâkime, kündür, telyin, şiddet, âdiş