Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
ğuk bir zamânda uykusuz kalmış bir anne, kalkıp yavrusunu emziriyor. Bir gün değil, bir ay değil, ba‘zan bir-iki sene bu hâl, böyle devâm ediyor. İşte rahmet-i İlâhiyyeyi en bâriz bir
súrette gösteren bu eser üzerinde tefekkür etmek súretiyle rahmet-i İlâhiyyeyi bul.
Nebâtî, hayvânî ve insânî
olmak üzere üç çeşit vâlide vardır. En fazla evlâd yetiştiren, eşcâr ve nebâtâttır. Bir ağacın evlâdları hükmünde olan ne kadar meyveleri vardır, düşün. Hayvânlar ve insânlar
ise evlâdlarını nefislerine tercîh ederler. Süt vermek, anneleri zayıf ve perîşân ettiği hâlde, yavrusunu emzirmekten vaz geçmiyor, kendisini yavrusuna
fedâ ediyor.
Eğer álemde rahmet-i İlâhiyyenin tecellîsini
görmek istersen, bak! İnsânî, hayvânî ve nebâtî ne
kadar yavru varsa, hepsi gáyet mükemmel besleniyorlar. Ağaçlar yerlerinde duruyor, rızıkları ayaklarına geliyor. Ne kadar yavru yetiştiriyorlar. Zayıf ve aptal olan hayvânlar, güçlü ve zekî olan hayvânlara nisbeten
daha mükemmel ve râhat besleniyorlar. Canavarlarla yavruları, tilkiler ile balıkları kıyâs et. Aslan ve kurt rızkını arar, buluncaya kadar canı çıkar. Meyve içindeki kurt ise, en güzel rızkı o yer. Ne arar, ne dolaşır. Balığa bakıyorsun, kumdan başka bir şey bulamıyor ki yesin; ama en semiz
ve etli hayvân da balıktır.
O Rahîm Zât, en zaífe rızkını verdiği gibi; en kavîye de rızkını veriyor, kimseyi mahrûm bırakmıyor. Ama, kavî zorlukla rızkını elde ediyor; áciz ise daha
râhat rızkına ulaşabiliyor. En áciz ve en zaíften tut tâ en kavîye kadar her canlıya lâyık bir rızkın verilmesi de, nihâyetsiz
bir rahmetin eseridir.
“Kur’ân-ı Hakîm’in âyât u beyyinâtından istifâzá ettiğimiz kat‘í bürhânlarla çok risâlelerde isbât etmişiz ki: ‘Meşrû‘ rızk, iktidâr ve ihtiyârın derecesine göre değil; belki acz ve iftikárın nisbetinde geliyor.’ Bu hakíkatı gösteren hadsiz işâretler, emâreler, delîller vardır. Ezcümle:
“Bir nev‘í zî-hayât ve rızka muhtâc olan eşcâr, yerinde durup, onların rızıkları onlara koşup geliyor. Hayvânât hırs ile rızıklarının peşinde koştuklarından, ağaçlar gibi mükemmel beslenmiyorlar.
Lügat: nisbeten, tefekkür, canavar, hadsiz, nisbet, istif