Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
قُلْ أَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ الَّيْلَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَاْت۪يكُمْ بِضِيَٓاءٍۜ أَفَلَا تَسْمَعُونَ
“De
ki: Hîç düşündünüz mü? Eğer Elláh, geceyi Kıyâmet gününe kadar üzerinize dâimî kılacak olsa, Elláh’tan başka hangi ilâhtır ki, size bir ışık getirsin? Hâlâ hakkı işitmeyecek misiniz?”
قُلْ أَرَاَيْتُمْ اِنْ جَعَلَ اللّٰهُ عَلَيْكُمُ النَّهَارَ سَرْمَدًا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ يَاْت۪يكُمْ بِلَيْلٍ تَسْكُنُونَ ف۪يهِۜ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
“De
ki: Hîç düşündünüz mü? Eğer Elláh, sizin üzerinize gündüzü dâimî kılacak olsa, O’ndan başka hangi ilâhtır ki, size kendisinde
istirâhat edeceğiniz bir geceyi getirsin?
Hâlâ bu fiillerde tecellî eden esmâ ve sıfât-ı İlâhiyyeyi görmüyor musunuz?”
وَمِنْ رَحْمَتِه۪ جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا ف۪يهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
“Ve
O’nun rahmetindendir ki; sizin için geceyi ve gündüzü yarattı. Tâ ki, geceleyin istirâhat edesiniz, gündüzleyin de O’nun fazl u
kereminden rızkınızı arayasınız ve şükredesiniz
İstirâhat için karanlığa, çalışmak için ışığa ihtiyâc vardır. İşte, bu ihtiyâcı bilen Cenâb-ı Hak, insânın hâb-ı râhatına geceyi örtü; gündüzü de meydân-ı maíşet kılmıştır. Kur’ân’ın ma‘nevî tefsîri olan “Risâle-i Nûr”un “Sözler” adlı eserinde geçen ve bu ma‘nâyı ifâde eden âyet-i kerîmelerin tefsîri sadedinde şu vecîz ifâdeleri naklediyoruz:
“Hem gece ve gündüzü
insâna müsahhar, ya‘nî hâb-ı râhatına geceyi örtü, gündüzü maíşetlerine
ticâretgâh hükmünde teshír etmiştir.”
“…geceyi hâb-ı râhatınıza örtü; gündüzü meydân-ı
maíşet…”