Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
onun yerine ikáme etmek; aynı
kal‘anın taşlarını, kal‘anın içindeki elmas hazînesinin
yerine koyup, o elmasları dışarı atmak nev‘ınden ahmakáne bir cinâyettir.
“İşte, ey ehl-i Kur’ân olan şu
vatanın evlâdları! Altı yüz sene değil, belki Abbâsîler zamânından
beri bin senedir Kur’ân-ı Hakîm’in bayrakdârı olarak, bütün cihâna karşı
meydân okuyup, Kur’ân’ı i‘lân etmişsiniz. Milliyyetinizi, Kur’ân’a ve İslâmiyyete kal‘a yaptınız. Bütün dünyâyı susturdunuz, müdhiş tehâcümâtı def‘ ettiniz, tâ,
يَاْتِى اللّٰهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ اَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ اَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِر۪ينَ يُجَاهِدُونَ ف۪ى سَب۪يلِ اللّٰهِ
âyetine güzel bir mâsadak oldunuz. Şimdi, Avrupa’nın ve firenk-meşreb münâfıkların desîselerine uyup, şu âyetin evvelindeki hıtâba mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız!
“Câ-yı dikkat bir hâl: Türk milleti, anâsır-ı İslâmiyye içinde en kesretli olduğu hâlde, dünyânın her tarafında olan Türkler ise Müslümândır. Sâir unsurlar gibi, Müslim ve gayr-ı müslim olarak iki kısma inkısâm etmemiştir. Nerede Türk táifesi
varsa, Müslümândır. Müslümânlıktan çıkan veyâ Müslümân olmayan
Türkler, Türklükten dahi çıkmışlardır (Macarlar gibi). Hâlbuki,
küçük unsurlarda dahi, hem Müslim ve hem de gayr-ı müslim var.
“Ey Türk kardeş! Bi’l-hássa sen dikkat et! Senin milliyyetin İslâmiyyetle imtizâc etmiş.
Ondan kábil-i tefrîk değil. Tefrîk etsen, mahvsın! Bütün senin mâzídeki mefâhirin, İslâmiyyet defterine geçmiş.
Bu mefâhir, zemîn yüzünde hîç bir kuvvetle silinmediği hâlde, sen Şeytán’ların vesveseleriyle, desîseleriyle o mefâhiri kalbinden silme! (. …)
“Menfî milliyyette ve unsuriyyet fikrinde ifrât edenlere deriz ki:
“Evvelâ: Şu dünyâ yüzü, husúsan şu memleketimiz, eski zamândan beri çok muhâceretlere ve tebeddülâta ma‘rûz olmakla berâber; Merkez-i Hükûmet-i İslâmiyye bu vatanda teşkîl olduktan sonra, akvâm-ı sâireden pervâne gibi çokları içine atılıp, tavattun etmişler. İşte bu hâlde, Levh-i Mahfûz açılsa ancak hakíkí unsurlar biribirinden tefrîk edilebilir. Öyle ise, hakíkí unsuriyyet fikrine hareketi ve hamiyyeti binâ etmek, ma‘nâsız ve hem pek zararlıdır. Onun içindir ki: Menfî milliyyetçilerin
Lügat: tebeddülât, memleket, tavattun, tebeddül, hareket, hükûmet, illiyye, vesvese, dikkat, meşreb, millet, sinin, âmiyy