Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
On
Dördüncüsü: Bu
âyet-i kerîme işârî
ma‘nâ ile der ki: O Zât-ı Hayy-ı Kayyûm, ma‘nen ölü hükmünde olan
kâfirlerden, ma‘nen diri olan mü’minleri; meselâ ma‘nen ölü olan Ebu Cehil-i
Laín’den, ma‘nen diri olan İkrime
(ra)’ı çıkarır.
Ma‘nen diri olan peygamberlerin sulbünden, ma‘nen ölü olan kâfirleri çıkarır.
Ma‘nen ölü olan Emevîler’den, ma‘nen diri olan Ehl-i Sünneti çıkarır.
Ma‘nen diri olan İmâm-ı Ali (ra)’nin etbaından, ma‘nen ölü olan müfrit ba‘zı Râfizíleri çıkarır.
Kezâ, Amerika, bin sene evvel ölüydü, yoktu. Dünyâca ölü olan Amerika’dan,
dünyâca diri olan bugünkü Amerika’yı çıkardı. Kezâ,
álimden câhili, câhilden álimi; zenginden fakíri, fakírden zengini; azîzden
zelîli, zelîlden azîzi çıkarır. Bu hâdiseler teklîfî değil, fıtrî ve
tekvînî kánûn olarak bu álemde devâm etmektedir. Ya‘nî, Elláh’ın fıtrî ve
tekvînî kánûnları hep
böyle cereyân etmiştir.
Hem ekseriyyâ sálihlerin
evlâdı ağa ve reîs; ağa ve reîslerin evlâdı da ekseriyyetle sálih olur.
Peki, neden? Çünkü, o velîden ağalığa ve riyâsete karşı fıtraten bir meyil vardır. Ancak, o ağalık ve riyâset rûhu (ma‘nâsı), o velîde ölü olarak mevcûd idi. O velînin menisi içinde dâhıldi. Bu hâl, meni vâsıtasıyla nesle sirâyet edince, bu sefer, o velînin neslinden o ağalık ve riyâset canlanıp devâm eder. Kezâ, o ağada da velîlik ve sálihlik
rûhu (ma‘nâsı), ölü olarak mevcûd idi.
Onun menisi vâsıtasıyla bu ma‘nâ diğer nesle geçince, bu sefer o
ağanın neslinden o velîlik ve
sálihlik ma‘nâsı canlanıp devâm eder. Hulâsa, bu kánûn, çekirdek hâlinde fıtratta mevcûddur. Zîrâ, bunlar, fıtrî kánûnlardır. Ba‘zan neşv ü nemâ bulur. Ba‘zan de
gizli kalır.
Ve hâkezâ, bu âyet-i
kerîmede geçen يُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ
الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَىِّ cümlesinin daha pek çok mâsadakları mevcûddur. Ta‘dâd edilen
mâsadaklara münhasır değildir. Bu cümle-i Kur’âniyyenin denizinden bir kaç katarâttır.
Sâniyen: Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân, bu âyet-i
kerîmede geçen
يُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَىِّ
Lügat: ehl-i sünnet, peygamber, cereyân, seriyye, ekseri, hâdise, seriyy, sünnet, hâdis, kâfir, sinin