Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
Molla Muhammed el-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
“Suâl: Ehâdîste denilmiş: ‘Hurîler yetmiş
hulleyi giydikleri hâlde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.’
Bu ne demektir? Ne ma‘nâsı
var? Nasıl
güzelliktir?
Elcevâb: Ma‘nâsı pek güzeldir
ve güzelliği
pek şirindir.
Şöyle ki: Şu çirkin,
ölü, câmid ve çoğu kışır olan dünyâda; hüsün
ve cemâl, yalnız göze
güzel görünüp, ülfete mâni‘ olmazsa, yeter. Halbuki güzel,
hayâtdâr, revnakdâr, bütün kışırsız lüb
ve kabuksuz iç olan Cennet’te; göz gibi bütün insânın duyguları, lâtífeleri cins-i lâtíf
olan hûrîlerden ve hûrîler gibi ve daha güzel, dünyâdan gelme,
Cennet’teki nisâ-i dünyeviyyeden ayrı ayrı
hisse-i zevklerini, çeşit çeşit lezzetlerini almak
isterler.
Demek en yukarı
hullenin güzelliğinden
tut, tâ kemik içindeki iliklere kadar, birer hissin birer lâtífenin medâr-ı zevki olduğunu hadîs işâret ediyor.
Evet “Hurîlerin yetmiş
hulleyi giymeleri ve bacaklarındaki kemiklerin ilikleri görünmesi”
ta‘bîriyle hadîs-i şerîf işâret
ediyor ki: İnsânın ne
kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftûn ve cemâle müştak
duyguları ve hâsseleri ve kuvâları ve
lâtífeleri varsa, umûmunu memnûn edip doyuracak ve herbirisini ayrı ayrı okşayıp
mes’úd edecek, maddî ve manevî her nevi zînet ve hüsn-i cemâle hûrîler
câmi‘dirler.
Demek hûrîler Cennet’in
aksâm-ı zînetinden
yetmiş
tarzını, bir tek cinsten olmadığından birbirini setretmeyecek
súrette giydikleri gibi; kendi vücûdlarından ve nefis ve cisimlerinden, belki yetmiş mertebeden ziyâde ayrı ayrı hüsün
ve cemâlin aksâmını gösteriyorlar. وَف۪يهَا مَا تَشْتَه۪يهِ اْلاَنْفُسُ وَتَلَذُّ اْلاَعْيُنُ işâretinin hakíkatını gösteriyorlar.”