Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
Molla Muhammed el-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
bir süs eşyâsı, bir mücevher gibidirler. Onlar, o Cennet’in süsü olmuşlardır. Çünkü ف۪يهَٓا ifâdesi,
zarfiyyeti ifâde eder.
Demek o hûrîler, Cennet’in içinde ehemmiyetli bir süstürler. Âdeta
o hûrîler, Cennet’in bütün zînetini üzerlerinde taşıyan birer küçük Cennet’tirler. Cennet, onlarla süslenmiş, şenlenmiştir. Cennet, ne kadar álî ve yüksek ise, onların hüsn-i cemâli de o kadar álî ve
yüksektir.
مُطَهَّرَةٌ
kelimesi ifâde eder ki; dünyâdan Cennet’e giden kadınlar, yed-i kudret tarafından “mutahhar” kılınırlar. Ya‘nî, ter temiz kılınmışlardır. Ya‘nî orada kadınlar, hayızdan, veled doğurmaktan, vesâir çirkinlik ve sıkıntı arz eden her türlü noksánlıklardan tertemiz kılınırlar. Bir kimseyi ki; kudret eli temizlerse,
tezyîn ve tasfiye ederse, acabâ o kimse ne kadar temiz olur; ne kadar hüsn-i
cemâl sáhibi olur; kıyâs edilsin.
Müellif (ra) Hazretleri, burada اَزْوَاجٌ
kelimesini tahlîl etmemiştir. Daha önce bahsi geçtiği gibi; bu اَزْوَاجٌ
ta‘bîri, ifâde ediyor ki; insânın bir dengi, onunla her şeyini paylaşacağı bir hayât arkadaşı olması
lâzımdır ki; insân, mes’úd olsun;
huzûr bulsun.
Evet, meskenin en güzeli odur ki; onun içinde, insânın kalbine mukábil bir kalb bulunsun. Tâ onunla ünsiyyet
etsin; sevincini, lezzetini onunla paylaşsın.
İşte bu اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ ta‘bîri, ifâde ediyor ki; Cennet’teki zevceler, öyle güzel ve mutahhar ve temiz yaratılmışlardır ki; hem maddeten, hem ma‘nen; ta‘bîr-i diğerle, hem sûreten, hem sîreten (ahlâken) son derece güzel ve zînetlidirler.
Hem o hûrîler, öyle zevcelerdir ki; ehl-i Cennet’in rûhu, onlarla tâm tatmîn olur;
onlar, ehl-i Cennet’in tâm dengidirler, birbirlerinde tâm fânî olurlar,
demektir.
Evet, Cennet, ne kadar álî ve yüksek ve müzeyyen ise; oradaki hûrîler de o nisbette güzelleşerek ádetâ küçük bir Cennet şeklinde temessül ederek, bütün enva-ı zînetini ve letáifini üzerinde göstereceği, hadîsin rivâyâtından anlaşılıyor. Müellif (ra)’ın “Sözler” adlı eserinde geçen konumuzla alâkalı bir suâl ve cevâbı aynen naklediyoruz:
Lügat: yed-i kudret, ehemmiyet, zarfiyyet, maddeten, temessül, tasfiye, udre(t), kelime, nisbet, çirkin