Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
Molla Muhammed el-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
ولام
(لَهُمْ) اشارة الى الاختصاص والتملك والاستحقاق الفضليّ لتكميل اللذة وزيادة
السرور. والاّ فكثيراً ما يضيف مَلِكٌ مسكينًا..
Arabca Metnin Meâli
لَهُمْ kelimesinde geçen ve ihtisás, temellük ve fazlî istihkákı ifâde eden لَ harfi, işâret ediyor ki; ehl-i Cennet’e tebşîr edilen ni‘metler ve lezzetler, onlara mahsús ve onların mülkü ve onların fazlî istihkáklarıdır. Böyle olması, lezzetlerin tekmîli ve sürûrların tezyîdi içindir. Ya‘nî onlar, o ni‘metlerin, sâdece kendilerine mahsús ve kendi mülkleri ve istihkákları olduğunu bilmekle, son derece lezzetleri ve sürûrları artar; kemâl derecesine vâsıl olur.
Ve illâ eğer böyle olmasaydı; bu dünyâda, bir pâdişâh, çoğu def‘a fakírleri, miskînleri misâfir eder; onlara ikrâmda bulunur. İşte o zamân Cennet’teki ni‘metler ve ikrâmların, bundan farkı kalmazdı. Hâlbuki o fakír ve miskînlere ikrâm edilen, onlara mahsús ve mülkleri olmadığı gibi; o misâfirlik ve sohbet de ebedî olmayıp geçici olduğundan, kıymeti yoktur; lezzeti ve sürûru da nâkıstır; muvakkattır.
Müellif (ra) diyor ki;
temellük ve tahsísi ifâde eden لَ harfi
işâret eder ki; Cennet, her ne kadar fazl-ı İlâhî olarak veriliyorsa da
aynı zamânda oradaki ni‘metler,
ehl-i îmâna tahsís ve temlîk edilmektedir. Bu da bir hakíkattir.
Evet, لَ harfi işâret eder ki; Cennet, her ne kadar fazl ise de ehl-i îmânın istihkákı da vardır. Zîrâ لَهُمْ جَنَّاتٍ cümlesi ifâde eder ki; Cennet, sâdece îmân ve amel-i sálih işleyenlere, Elláh’ın fazl u keremi ile husúsî olarak temlîk ve tahsís ediliyor. Ya‘nî, “Elláh (cc), keremiyle sizi, bu ni‘metlere müstehak eylemiştir.” demektir. Cennet’in mülk olarak verilmesi, tahsîs edilmesi, ehl-i Cennet’in lezzetini, sürûrunu tekmîl edip kemâl derecesine çıkarıyor.
Demek لَ-ı ihtisás, iki noktayı ifâde ederek lisân-ı hâliyle diyor ki; “Ey ehl-i îmân! Cennet, size hem fazldır; hem de îmân ve amel-i sálihinizden dolayı siz, o fazl-ı İlâhiyye kesb-i istihkák ettiniz. Binâenaleyh Cennet, size husúsî olarak temlîk ve tahsîs edilmiştir. Yoksa sâdece fazldan ibâret değildir. Bir husúsiyetiniz ve hakkı-