Haşir Risâlesi’nin Şerhi
Molla Muhammed el-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Kendisine gelir gelmez tekrâr onları tevhîde da‘vet ederdi. Bu hâl dokuz yüz elli sene devâm etti. Fakat, o, tek başına olduğu hâlde korkmadı, hîç ta‘vîz vermedi. Rivâyetlere göre, kendisine yetmiş kişi îmân etti. Çoluk çocuğuyla berâber sekseni buluyordu. Kur’ân, Hazret-i Nûh’un bu da‘vetinden şöyle haber vermektedir:
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ى دَعَوْتُ قَوْم۪ى لَيْلًا وَنَهَارًا “Nûh dedi ki: ‘Yâ Rabbi! Ben kavmimi hakíkaten gece ve
gündüz tevhîde da‘vet ettim.”[
فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَائ۪ى اِلَّا فِرَارًا “ ‘Benim da‘vetim, onlar için kaçmaktan başka
bir şey arttırmadı.”[
وَاِنّ۪ى كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ ف۪ى اٰذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا
“ ‘Yâ Rab! Senin onları mağfiret etmen için
her ne zamân ben onları da‘vet ettimse, onlar sesimi işitmemek için, da‘vetime
kulak vermemek için parmaklarını kulaklarına tıkadılar, beni görmemek için
elbiselerini başlarına örttüler, küfürlerinde inâd ettiler, şirkte ısrâr
ettiler ve hakkı kabûlden kaçınarak kibirli bir
vaz‘ıyyet aldılar.”[
ثُمَّ اِنّ۪ى دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا “ ‘Sonra muhakkak ki, ben onları âşikâre ap
açık da‘vet ettim.”[
ثُمَّ اِنّ۪ى أَعْلَنْتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ اِسْرَارًا “ ‘Sonra şübhesiz ki, ben onları yüksek sesle
çağırdım ve onlara gizliden gizliye de bildirdim.”[