Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
Müellif: Bedîuzzaman Saîd Nursî Şârih: Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
etmek
iştihâsında olur. Vasat mertebesi
ise iffettir, helâline şehveti
var, harâma yoktur.
“İHTÁR: Kuvve-i şeheviyyenin yemek, içmek, uyumak ve konuşmak gibi fürûátında da bu üç mertebe mevcûddur.” [338]
Kur’ân-ı Hakîm, vaz’ ettiği ahkâm ile nev-ı beşeri bu üç kuvvenin ifrât ve tefrît mertebelerinden muhâfaza eder, vasat
mertebesine sevk ve teşvîk eder. Ya’nî, onları, sırât-ı müstekím üzere bulundurur. Zîrâ, bu üç
kuvvenin vasat
mertebesi “adâlet”tir; ifrât ve tefrît mertebeleri ise “zulüm”dür.
Ahkâm-ı İlâhiyyenin indiriliş gáyesi de buna mütevakkıftır.
İşte Kur’ân-ı Hakîm, وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ âyet-i
kerîmesiyle, Resûl-i Ekrem (sav)
Efendimiz’in
yüksek bir ahlâkla gönderildiğini; sırât-ı müstekím üzere bulunduğunu, ya’nî ilmî, amelî ve edebî
sâhalarda üç kuvvenin ifrât ve tefrîtinden mahfûz kalarak vasat
mertebede bulunduğunu haber vermektedir. Bu
durumda, âyet-i kerîmenin ma’nâsı şöyle olur:
“Ey Resûlüm! Şübhesiz sen, ilmî cihette ve i’tikád noktasında yüksek bir ahlâk ve istikámet üzeresin. Öyle
ise ef’ál, esmâ, sıfât ve şuûnât-ı İlâhiyye hakkında verdiğin bütün haberler haktır ve doğrudur. Vahy-i semâvî vâsıtasıyla melâike, rûhâniyyât, cin ve şeyâtín hakkında verdiğin bütün ma’lûmât haktır ve doğrudur. Peygamberler, onlara nâzil olan kütüb ve suhuflar ve onların ümmetleri hakkında verdiğin bilgiler, anlattığın kıssalar haktır ve doğrudur. Álem-i Kabir, Álem-i Berzah, Álem-i Âhiret hakkında verdiğin bütün gaybî haberler haktır ve doğrudur. Kader ve kazá hakkında verdiğin bütün haberler haktır ve doğrudur. “Kâinât nedir,
nereden gelmiş, nereye gidiyor, vazífesi nedir?” gibi suâller hakkında verdiğin bütün cevâblar haktır ve doğrudur. Kısaca, ilmî cihette ve i’tikád noktasında verdiğin bütün haberler haktır ve doğrudur.
“Hem sen, amelî cihette ve ahkâm-ı İlâhiyyenin icrâ ve tatbîkı noktasında da yüksek bir ahlâk ve istikámet üzeresin. Zîrâ, sen, hayâtın her safhasında ahkâm-ı İlâhiyye ile hükmedersin. O ahkâmın en ince fürûátına dahi mürâat edersin. Beşeri de o ahkâma ittibaa sevk edersin. Onları biribirine kul olmaktan kurtarıp, yalnız Ma’bûd-i Bi’l-hak olan Elláh’a kul olmaya da’vet edersin. Hâşâ, ne zulmeder, ne de zulmü kabûl edersin.
Lügat: peygamber, kurt(a), mertebe, efendi, gönder, şehvet, nâzil