Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
Müellif: Bedîuzzaman Saîd Nursî Şârih: Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Yalnız, şurada bir iki noktaya kısa bir işâret edeceğiz. Şöyle ki: Evet, şu tarîk daha kısadır. Çünkü, dört hatvedir. Acz, elini nefisten çekse,
hikmetten gelen bir tefekkür mesleğiyle her şeye ma’nâ-i harfîyle nazar edip, her şeyde nûr-i ma’rifete bir pencere açtığını; hem şerîatın hakíkatini gösterdiği için şerîatın içindeki velâyet-i kübrâ ve verâset-i nübüvvet mesleğini gösterdiğini; hem kâinâta ma’nâ-i harfîyle baktırdığından İmkân Áleminde fazla dolaştırmadığını, bu sebeble tarîkattan ziyâde hakíkat olduğunu ifâde etmiştir.
Velâyet-i kübrâ denilen Risâle-i Nûr câddesi, gáyet kısa, gáyet yüksek, gáyet kolay ve gáyet selâmetlidir. Yalnız kalb ile değil, belki akıl ve kalbin berâberce
hareket ettiği basíret üzerine müesses bir yoldur. Bu yolda
tarîkat berzahına ve o uzun mücâhede ve
muámelelere girmeden bir kademde doğrudan doğruya hakíkat ve şerîat dâirelerine geçilir. Risâle-i Nûr, şâkirdlerine bu yolu göstermektedir. İşte Müellif (ra)’ın
El-hâsıl: Tarîkatın nihâyeti, Risâle-i Nûr’un
bidâyeti, ya’nî başlangıcıdır. Ya’nî, tarîkattan maksúd olan netîce ki: hakáik-ı îmâniyyenin vuzúh ile inkişâfıdır. Risâle-i Nûr, tarîkatın nihâyeti olan bu gáyeyi, hakíkí şâkirdine ilk kademde ders verir.
(Yalnız, şurada bir iki noktaya kısa bir işâret edeceğiz.
Şöyle ki:
Evet, şu tarîk daha kısadır. Çünkü, dört hatvedir) adımdır. Ya’nî, “acz, fakr, şefkat tefekkür”; ta’bîr-i diğerle “acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-ı mutlak, şükr-i mutlak”tır. Ya’nî, tarîk-ı hafîler gibi, letáif-i aşere üzerinden on adım veyâ tarîk-ı cehrîler gibi, yedi nefis mertebesi üzerinden yedi adım değil, belki dört adımdır. Bu sebeble daha kısadır. (Acz, elini nefisten çekse) aczini hissedip kendine
Lügat: nübüvvet, tefekkür, bidâyet, hareket, mertebe, übüvvet, hikmet, şefkat