Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
Müellif: Bedîuzzaman Saîd Nursî Şârih: Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
istidlâl olarak tefsîr ve îzáh eden ba’zı büyük zâtlara i’tirâz dillerini uzatmışlardır. Bütün bunlar, işin hakíkatine muttali’ olamamaktan kaynaklanmaktadır.” [128]
İmâm-ı Rabbânî (ks), yukarıdaki mektûbunda, záhir álimler ile sûfîlerin
istidlâlleri arasındaki fark-ı dakíkı anlattığı gibi, bir başka mektûbunda ise verese-i nübüvvetin istidlâlini anlatmaktadır ki; şu verese-i nübüvvetin
istidlâlinin súreten záhir álimlerin istidlâllerine benzediğini, fakat onlardan ve sûfîlerin keşf ve istidlâllerinden daha yüksek olduğunu beyân etmiş ve şöyle demiştir:
“Eser ile Müessir’e,
mahlûk ile Hálık’a
delîl getirmek, záhir álimlerin ve peygamberlere tam olarak uyan râsih álimlerin
meşgúliyyetidir.
Záhir álimleri, mahlûkun varlığını bilmekle, Hálık’ın varlığını bilmeğe ulaşmaktadırlar. Eserin varlığını, o eseri yapanın varlığına delîl getirmektedirler.
Müessirin varlığına
îmân ve yakíni elde ediyorlar.
“Velâyetin kemâlât
derecelerini kat’ edip bil-asále peygamberlere hás olan da’vet makámına ulaşan râsih
álimler ise, onlar da aynı şekilde tecellîler
ve müşâhedelerin husúlünden
sonra eser ile müessire delîl getirmektedirler.
“Yine bu yolla hakíkí müessire îmânı
kazanıyorlar.
Çünkü, bu zâtlar, işin
nihâyetinde bilirler ki; kendilerine meşhûd
ve mütecellî olan ne varsa, hepsi matlûbun gölgelerinden
bir gölgedir. Reddetmeye ve ona îmân etmemeye müstehaktır.
İşte, “Risâle-i Nûr”un istidlâlleri, bu verese-i nübüvvetin istidlâli cinsindendir. Yoksa, ne ilm-i kelâm ulemâsının, ne ehl-i felsefenin, ne de sûfîlerin istidlâli cinsinden değildir. Kur’ân’ın i’câz-ı ma’nevîsinden gelen ve sırr-ı verâset-i nübüvvet ile matlûba bil-asále ulaştıran ve avâm-havâs, kâfir-mü’min her
Lügat: keyfiyyet, peygamber, muhabbet, nübüvvet, felsefe, übüvvet, kâfir, şekil