İkinci İşâret’in Şerhi
Molla Muhammed el-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
natakte’ derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesâbsız imzálarla te’yîd edilen bir müddeáya parmak karıştırsın.”[196]
Hem İslâm dîninin te’sisinde Sahâbe-i
Kirâm, bidâyet-i İslâm’da çekirdekler gibi az ve zaíf
iken, Resûl-i Ekrem (asm)’a tebaıyyetle ve Elláh’ın havl ve
kuvvetiyle o çekirdekler
birden neşv ü nemâ buldu, yükselip
kalınlaştı, kuvvetlenip intişâr etti. Netîcede o
Ashâb-ı Güzîn, Dîn-i Mübîn-i İslâmı bütün cihâna hâkim kıldılar ve reîsleri olan
Hazret-i Muhammed (asm)’ın “Álemin Reîsi” olduğunu isbât ettiler.
Müellif (ra), Sûre-i Feth’in 29. âyet-i kerîmesinde geçen gelecek cümleleri şöyle îzáh etmektedir:
كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْأَهُ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ
“Sahâbeler, çendân mebde’de az ve zaíf
görünecekler. Fakat, çekirdekler
gibi neşv ü nemâ bularak yükselip kalınlaşıp kuvvetleşerek, küffârın gayzlarını onlara
yutkundurup boğduracak
vakitte, kılınçlarıyla nev-ı beşeri kendilerine
müsahhar edip, reîsleri olan Peygamber (asm)’ın ise, ‘áleme
reîs’ olduğunu isbât edecekler.
Aynen, şu Sûre-i Feth’in âyetinin meâlini ifâde
ediyor.
“Sahâbeler çendân azlığından ve za‘fından Sulh-i Hudeybiye’yi kabûl etmişler; elbette, her hâlde az bir zamândan sonra sür‘aten öyle bir inkişâf ve ihtişâm ve kuvvet kesb edecekler ki, rû-yi zemîn tarlasında dest-i kudretle ekilen nev-ı beşerin o zamânda