Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
İKİNCİ NÜKTE: İbâdetin ma‘nâsı şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd, kendi kusúrunu ve acz ve fakrını görüp…
(İKİNCİ NÜKTE: İbâdetin ma‘nâsı şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd, kendi kusúrunu
ve acz ve fakrını görüp) kemâl-i kudret ve cemâl-i
rahmetine ilticâ etmektir. Demek abd, evvelâ kendinde üç nâkıs sıfatı görecek:
Birincisi: Kendi kusúrunu görecek; kusúrunu görünce de اللّٰهِ سُبْحَانَ kelime-i kudsiyyesi ile Zât-ı Akdes’in her türlü kusúrdan pâk ve münezzeh olduğunu i‘lân edecektir.
İkincisi: Aczini görecek; hastalık ve musíbete, zevâl ve firâka, mevt ve fenâya, maddî ve ma‘nevî hadsiz belâ ve düşmânlara ma‘rûz kaldığı hâlde, elinden hîç bir şey gelmediğini anlayacak; buna karşı اَكْبَرُ اَللّٰهُ kelime-i kudsiyyesi ile azamet-i kudret-i İlâhiyyeyi i‘lân edecektir.
Üçüncüsü: Fakrını görecek; hadsiz ihtiyâcâtını ve perîşâniyyetini hiss edecek; buna karşı اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ kelime-i kudsiyyesi ile nihâyetsiz gınâ ve rahmet-i İlâhiyyeyi i‘lân edecektir.
Müellif (ra), “Mesnevî-i
Nûriyye” adlı eserinde şöyle buyurmuştur:
“İ‘lem eyyühe’l-azîz! İnsândaki kusúr sonsuz olduğu gibi, acz, fakr ve ihtiyâcına da nihâyet yoktur. İnsâna tevdî‘ edilen açlıkla ni‘metlerin lezzetleri tebârüz ettiği gibi; insândaki kusúr, kemâlât-ı Sübhâniyye derecelerine bir mirsáddır. İnsândaki fakr, gınâ-i rahmetin derecelerine bir mikyâstır. İnsândaki acz, kudret ve kibriyâsına bir mîzândır.
Lügat: mesnevî, udre(t), birinc, dergâh, hadsiz, kelime