Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
İşte, nihâyetsiz áciz, zaíf…
yaza, hayât ve memâta, zevâl ve firâka hükmü geçebilir mi? Haydi gündüzü durdur, gitmesin. Buna gücün yetmezse yazı durdur, kış gelmesin. Haydi, bunu da yapamadın, o zamân ömrünü durdur, ölümden ve kabre girmekten kurtul. Bunu da yapamadın, o zamân dünyâyı durdur, harâb olmasın. Ne küçük dâirede, ne de büyük dâirede yapabileceğin hîç bir şey yoktur. Zîrâ, hadsiz derecede áciz ve zaífsin. Bütün bunlar, nihâyetsiz kuvvet ve kudret sáhibi bir Zât’ın taht-ı tasarrufundadır; dizginleri başkasının elindedir; O’nun emir ve irâdesiyle, ilim ve hikmetiyle dönüyor, gidiyor.
İnsân bu dört dâiredeki zevâl ve firâkı, mevt ve fenâyı birden düşünse, uyanır, hemen ciddiyyetle Ma‘bûd ve Mahbûb-i Hakíkí olan şu álemin Rabbine îmân ve ibâdetle teveccüh eder. O’nun bâkí olan esmâsıyla O’na duá ve niyâzda bulunur; O’nun bâkí memleketini düşünür. Bu düşünce ile hadsiz mevcûdâtın zevâl ve firâkından, mevt ve fenâsından hâsıl olan nihâyetsiz elemlerden kurtulur. Elláhu Teálâ, bu kâinâtın Mâlik ve Mutasarrıf-ı Hakíkísidir. Hem O, Kadîr-i Mutlak’tır. Buna mukábil, insânın vaz‘ıyyeti nedir? Müellif (ra), gelecek cümlelerde ise insânın bu vaz‘ıyyetini zikr ediyor. (İşte) insân, (nihâyetsiz áciz, zaíf)dir. Gündüzü durdurup gecenin gelmesine engel olabilir mi? Yazı durdurup kışın gelmesine mâni‘ olabilir mi? Ölüme mâni‘ olup hayâtı devâm ettirebilir mi? Kısaca, álemden zevâl ve firâkı, mevt ve fenâyı kaldırabilir mi? İşte, insân, bütün bunlara karşı gáyet ácizdir.
Lügat: memleket, tasarruf, teveccüh, udre(t), hadsiz, hikmet