Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
دِڤىِ طَاقىِ دِڤىِ خَانىِ مَهْ عَيْشُ واِيْمَنىِ كَانى
كَسىِ دَسْتْ دِتْ ژِ دَوْراَنىِ نِهاَلِكْ ڤىِ گُلِسْتاَنىِ
دَرْ آغُوشَشْ چُومىِ آرَدْ كِه اَزْ دِلْ جاَنَشْ بُسْپَا رَدْ
جَرَسْ فِرْيَادِ مىِ دَارَدْ كِه بَرْ بَنْدِيدِ مَحْمِلْهَا
Meâli:
“Bu gök altında,
bu hánda (dünyâda) bize yaşama
ve huzúr nerede? Çünkü, bu dünyâda bir kimse, bu gül bahçesinin bir dalına
elini uzatarak onu koparıp
uğruna
cânını
bile fedâ etmeye hâzırlandığında,
ânsızın
kervânın
zili çalar, ‘Yüklerinizi bağlayın
ve yolculuğa
hâzır
olun!’ diye seslenir.”
Hulâsa: Bu hánda kim
emniyyet görmüş ki? Tam istirâhat edeceğin sırada, “Haydi
kalk, kervân gidiyor, gideceksin” denilir.
Evet,
bu hánda ve bu misâfirhánede hîç kimseyi, hîç bir şeyi
durdurmazlar. Müellif (ra) buyuruyor ki;
“Biz gidiyoruz, aldanmakta fáide yok. Gözümüzü kapamakla bizi burada durdurmazlar, sevkıyyât var.” [145]
Her bir insânın tahakkuk etmesini istediği kendisine göre bir arzûsu vardır. O arzû ettiği şeye yaklaşınca, bu dünyâdan göçüp gider. Meselâ; Hazret-i Peygamber (sav), İslâm’ın cihâna hâkim olmasını arzû etmiş; her ne kadar ba‘zı fütûhâtı görmüş olsa bile, bu arzûsuna tam ma‘nâsıyla kavuşamadan âhirete irtihâl etmiştir.
Lügat: peygamber, tahakkuk, âhiret, sinin, âhire