Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
O zât-ı Ekrem (asm), Mi‘râc-ı Ekber’de ise, izn-i Rabbânî
ile mebde’ ile müntehâyı birleştirdi. Ya‘nî, hılkat-ı álem hengâmında hangi álem, onun hangi
mübârek a‘zásından halk edilmiş ise, Mi‘râc’da o álemler, onun zât-ı Mübârek’inde nasıl toplandığını müşâhede etti. Nasıl ki; bir ağaç çekirdekten vücûd bulur.
Daha sonra dal-budak salar, gelişir. Tekrâr meyvesinde cem‘
olunur. Aynen öyle de, Nûr-i Muhammedî (asm) bir çekirdek gibidir. Hılkat şeceresi, o çekirdekten
dal-budak salıp gelişmiş; daha zonra o ağacın meyvesi hükmünde olan
Resûl-i Ekrem (asm)’ın cesed-i mübârekinde cem‘
olunmuştur. Resûl-i Ekrem (asm), Mi‘râc-ı Ekber’de bütün álem, bir
çekirdek mesâbesinde olan Nûrundan nasıl yaratıldığını ve tekrâr cesed-i mübârekinde nasıl derc edildiğini müşâhede etti. İşte, Mi‘râc-ı Ekber-i Nebevî’nin bir
hikmeti de budur. Beş vakit namâz ise, Mi‘râc-ı Ekber-i Nebevî’nin sırrını taşıyor. Müellif (ra) şöyle buyuruyor:
Nasıl ki; tekvîn cihetiyle álem insândan yaratıldı ve bir daha nümûne olarak toplanıp insân oldu. Aynen öyle de, teklîf ve ubûdiyyet cihetiyle de insân, Resûl-i Ekrem (asm)’ın Mi‘râc’ının gölgesi altında müntehâdan mebdee gitmesi lâzımdır. Tâ ki, mebde’ ile müntehâ ittisál etsin. İşte şu ittisáli te’sîs eden, namâzdır. Onun için namâz, mü’minin Mi‘râc’ıdır. Namâz demek, birden insânın kábiliyyetinin inkişâfı demektir. Böyle bir namâz ise, kâmil namâzın hakíkatidir. Bizim gibi ámîler, o
Lügat: muhammedî, muhammed, şecer(e), hengâm, hikmet, nebevî, kâmil