On Birinci Söz'ün Şerhi
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Bunun yolu da namâzdır ki, ezân ve kámetteki “Hayye
ale’l felâh” buna işâret etmektedir.
Ammâ, “nefsi gizlemek” ise; kendini unutmak, ya‘nî mâhiyyetinin acz ve fakr ve kusúrdan ibâret olduğunu unutmak. Hem vazífe-i fıtriyyesini unutmak; ya‘nî hizmette, ubûdiyyette onu unutup, ücrette hátırlamak. Hem ölümünü unutmak; ya‘nî deve kuşu gibi başını gaflet ve sefâhet ve günâh toprağına gömüp, ölümünü düşünmeyerek, ölümü hep başkalarına vermek ve bu sebeblerle kendisini i‘dâm-ı ebedîye ve helâke mazhar ederek ma‘nen onu saklamaktır. İşte, bunlar da husrâna uğramışlardır.
Evet, Sáni‘-i Zü’l-Celâl şu kâinâtı halk edip insânı o sarâya da‘vet ettikten sonra ve başta Resûl-i Ekrem (asm) olarak bütün enbiyâ ile kâinâtın ve insânın yaratılış gáyelerini onlara öğrettikten sonra, insânlar iki gürûha ayrıldılar. Bu iki gürûhun hâllerini ve ákıbetlerini Müellif (ra) bu risâlede şu cümlelerle ifâde etmiştir ki, bunlar işbu âyetlerin tefsîridir:
“Birinci gürûhu: Kendini tanımış ve aklı başında ve kalbi yerinde oldukları için, o sarâyın içindeki acâiblere baktıkları zamân dediler: ‘Bunda büyük bir iş var.’ Hem anladılar ki, beyhûde değil, ádî bir oyuncak değil. Onun için merâk ettiler. ‘Acabâ tılsımı nedir? İçinde ne var?’ deyip düşünürken, birden o muarrif Üstâdın (asm) beyân ettiği nutkunu işittiler. Anladılar ki, bütün esrârın anahtarları ondadır. Ona müteveccihen gittiler ve dediler:
“ ‘Esselâmü aleyke yâ eyyühe’l-Üstâd! Hakkan, şöyle bir muhteşem sarâyın, senin gibi sádık ve müdakkík bir muarrifi lâzımdır. Seyyidimiz sana ne bildirmişse lûtfen bize bildiriniz.’
Lügat: muhteşem, beyhûde, muarrif, birinc, hizmet, seyyid