On Birinci Söz'ün Şerhi
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَا ۞ فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَا
Bu âyetin evvelki âyetlerle münâsebeti şudur ki:
Sáni‘-i Zü’l-Celâl, cemâl ve kemâl-i ma‘nevîsini görmek ve göstermek ve Kendini tanıttırmak ve sevdirmek için şu kâinâtı bir sarây gibi halk edip kudretinin mu‘cizeleriyle ve rahmetinin ihsânâtı ve hadsiz ni‘metleriyle kâinâtı donattıktan sonra; bu gáyelerin tahakkukuna medâr olacak, O’nun cemâl ve kemâl-i ma‘nevîsini görüp gösterecek, îmân ve ma‘rifetle O’nu tanıyıp itáat ve ubûdiyyetle O’nu sevecek ve kendini O’na sevdirecek, hem hadsiz aczi ve nihâyetsiz fakrıyla kudret ve rahmetinin hazînelerini açacak nefs-i insânı halk etti. Ve bu vazífeleri îfâ etmesi için, onu esmâsının bütün cilvelerine mazhar, nakışlarına medâr ve kâinâta bir misâl-i musaggar súretinde hikmet ve adâletle tesviye etti. Onu hadsiz cihâzât, letáif ve hissiyyâtla techîz etti. Öyle antika bir san‘at ve bir kudret mu‘cizesi yaptı ki, ahsen-i takvîm súretini gösterdi. Fakat, şu vaz‘ıyyetteki bir nefis, eğer bu cihâzâtını gáye-i hılkatine göre, ifrât ve tefrîtten uzak, sırât-ı müstekímde, emr edildiği súrette kullanırsa ancak bu hassâs ve yüksek vazífeleri îfâ edebilir. Eğer sû-i isti‘mâl ile kendi hevâ ve arzûları doğrultusunda kullanıp ifrât ve tefrît ile tecâvüz etse, cinâyeti de pek azím olacaktır. Onun için onun
Lügat: tahakkuk, tesviye, udre(t), antika, hadsiz, hikmet