On Birinci Söz'ün Şerhi
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
seni ve bu kâinâtı ehemmiyyetli gáyeler ve hikmetler için halk etmiştir.”
Hem bu âyetler kâinâtın sâbit olmadığını, dâimî bir fa‘áliyyetle gece gündüzün deverânı ile bütün mevcûdâtın bir nehir gibi aktığını bildirmekle; insânın zihnini kâinâtın tılsımına tevcîh etmekte; “Bu álem ve içindeki mevcûdât nedir? Nereden gelip nereye gidiyorlar? Ve niçin durmuyorlar?” suâllerinin cevâbını düşünmeye sevk eder. Ve bu fa‘áliyyetin unsurlarına kasem ederek, “Elbette şu mevcûdâtı halk edip tahrîk eden Zâtın ehemmiyyetli maksadları vardır. O da îmân ve ibâdettir. Hem burası bir misâfirháne ve bir imtihân salonudur. Bu álem ve insân başka bir bâkí áleme doğru gitmektedir” diye o suâllerin cevâblarını ilhâm eder.
وَالسَّمَاءِ وَمَا بَنٰيهَا ۞ وَالْاَرْضِ وَمَا
طَحٰيهَا
Evvelki âyetlerde semâda en evvel nazara çarpan ve dünyâ sarâyının lambası olan Güneş’e ve ona tâbi‘ olarak Ay’a, gece ve gündüze kasem ettikten sonra muhátabın zihnini semâvâttaki sâir ecrâma ve semânın muntazam ve mevzûn hılkatine ve Arz’a ve onun hikmetle tefrîşine çevirerek azamet ve kudret-i İlâhiyyeyi ve vahdâniyyeti bu âyetlerle isbât eder.
Hem bu âyetlerde semâ hakkında “binâ etmek” ta‘bîrini kullanarak ve Arz’ın da “yayılıp döşenmesi”nden bahs ederek bu
Lügat: muntazam, elbette, udre(t), hikmet