Tesettür Risalesi'nin Şerhi
Müellif: Bediuzzaman Said Nursi Şârih: Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Hem kadınlarda, ecnebî erkeklere karşı fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten tesettürü iktizá ediyor. Çünkü, sekiz dokuz dakíka bir zevkı cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zahmet ile çekmekle berâber, hâmîsiz bir veledin terbiyesiyle sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakíka gayr-ı meşrû’ zevkın belâsını çekmek ihtimâli var. Ve kesretle vâkı’ olduğundan, cidden şiddetle nâmahremlerden fıtratı korkar ve cibilliyyeti sakınmak ister.
2) Kadınların sıkılıp müteessir oldukları nâmahremlerin göz hapsinden ve sevmedikleri ve hóşlanmadıkları kimselerin gayr-ı meşrû’ nazarlarından kurtulabilmeleri, ancak tesettür-i şer’í olan çarşafa bürünmek ile mümkündür.
3) Şefkat ma’deni ve ebedî bir álemde hayât arkadaşı olan kadınları sukúttan, zilletten, ma’nevî esâretten ve sefâletten kurtaracak çâre-i yegâne, ancak çarşaftır.
(Hem kadınlarda, ecnebî erkeklere) mahremi olmayan kimselere (karşı fıtraten korkaklık, tahavvüf) korkuya düşmek (var. Tahavvüf ise, fıtraten tesettürü iktizá ediyor) gerektiriyor. (Çünkü, sekiz dokuz dakíka bir zevkı cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled) çocuk (yükünü zahmet ile çekmekle berâber,) dünyâya geldikten sonra (hâmîsiz) korumasız (bir veledin terbiyesiyle sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakíka gayr-ı meşrû’ zevkın belâsını çekmek ihtimâli var. Ve kesretle vâkı’ olduğundan,) bu gibi hâdiseler pek çok def’a vukú’ bulduğundan, (cidden şiddetle nâmahremlerden) kendilerine karşı örtünmesi îcâb eden erkeklerden (fıtratı) zaíf, nâzik ve çabuk müteessir olan yaradılışı (korkar ve cibilliyyeti)
Lügat: tahavvüf, tesettür, illiyye, kurt(a), terbiye, cibill, cidden, hâdise, kündür, teessi, yegâne, zillet, çarşaf, şiddet, hâdis, nâzik