Tesettür Risalesi'nin Şerhi
Müellif: Bediuzzaman Said Nursi Şârih: Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Üç yüz elli bin tefsîrin tasdîklerine ve ittifâklarına istinâden ve bin üç yüz elli sene zarfında geçmiş ecdâdımızın i’tikádlarına iktidâen tefsîr eden bir adamı mahkûm eden haksız bir karârı, elbette rû-yi zemînde adâlet varsa, o karârı red ve bu hükmü nakzedecektir!..”
bir emri (üç yüz elli bin tefsîrin tasdîklerine ve ittifâklarına istinâden) bugüne kadar yazılmış üç yüz elli bin tefsirin, “Müslüman bir kadının, nâmahremlere karşı çarşaf ile örtünmesinin" Allah’ın emri olduğu hususunda fikir birliğine varmasına istinâden (ve bin üç yüz elli sene zarfında geçmiş ecdâdımızın i’tikádlarına iktidâen) Asr-ı Saádetten günümüze kadar gelip-geçen bütün ecdâdımızın, “Müslümân kadının nâmahremlere karşı çarşaf ile örtünmesinin” Allah’ın emri olduğuna îmân ederek ve ecdâdımızın bu emr-i İlâhîye imtisâl etmiş olmalarına dayanarak (tefsîr eden bir adamı) Üstâd Bedîüzzamân (ra)’ı (mahkûm eden haksız bir karârı, elbette rû-yi zemînde) yeryüzünde (adâlet varsa, o karârı red ve bu hükmü nakzedecektir!..”) Bu kadar kuvvetli ve yüksek hakíkatlere dayanan bir müceddidi ve bir müfessiri mahkûm eden bir yanlış karârı, elbette değil Türkiye’de, belki yeryüzünde tamâmen adâlet silinmemişse, böyle bir karârı reddedecektir.Tesettür-i şer’ínin çarşaf olduğuna dâir delîller pek çoktur. En mühimleri Müellif (ra)’ın tesbîtiyle şunlardır:
1) Çarşaf; bin üç yüz elli sene zarfında her asırda üç yüz elli milyon insânların toplum hayâtında tatbîk etmiş olduğu kudsî ve hakíkí ve hakíkatli bir düstûr-i İlâhîdir. Başta ezvâc-ı táhirât ve Peygamberimizin kızları olmak üzere, sahâbe-i kirâmın hánımları ve Asr-ı Saádetten bugüne kadar bütün Müslümânların hánımları Kur’ân’ın tesettür emrini, çarşaf giyerek ve yüzlerini ve ellerini örterek tatbîk etmişlerdir. Bu kadar kesretli bir cemâatin bu amelî ittifâkı, Kur’ân’ın tesettür emrinin çarşaf olduğu ve kadının yüz ve ellerini de kapatması gerektiği husúsunda en birinci delîldir. 1400 seneden beri Müslümân hánımlarının bilfiil çarşaf giymek sûretiyle tesettür-i şer’í emrine uy-
Lügat: peygamber, tesettür, bilfiil, elbette, birinc, mahkûm, tefsir, çarşaf, sinin