Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
(İbrâhîm
üzerine) tarafımızdan (selâm olsun.) O Yüce Peygamber,
dâimâ Allâh’ın hıfz ve inâyetine mazhar bulunsun. Meleklerin, insânların,
cinlerin arasında selâm ile, hürmet ile zikredilsin.
سَلَامٌ عَلَىٰ
مُوسَىٰ وَهَارُونَ
“(Mûsâ
ve Hârûn üzerine) bizden (selâm olsun.) Zîrâ bu zâtlar, böyle
bir selâma lâyıktırlar. Melekler, insânlar ve cinler, onların hakkında selâmet
ve saâdet temennîsine devâm ederler. O mübârek Peygamberler, böyle güzel bir
zikre, umûmî bir muhabbete ve insânların hürmetine nâil bulunmuşlardır.
Kıyâmete kadar hayr ile yâd edileceklerdir.”
Âyetlerinin sarâhatiyle de İbrâhîm, Mûsâ ve Hârûn (as) ise rahmet ve selâm ile yâdedildiler. Bâhusûs Hazret-i İbrâhîm ve onun âli olan peygamberlere, Ümmet-i Muhammed (asm), kıyâmete kadar beş vakit namazlarında salât u selâm getirirler. Onları bu selâma nâil eden ve onları ma’nen yücelten Allâh’tır.
Nasıl ki; İbrâhîm (as) رَبَّنَا وَابْعَثْ فيهِمْ رَسُولاً مِنْهُمْ duâsında dîn-i Hakk’ın bütün cihânda i’lâ ve i’zâzı için Resûl-i Ekrem (asm)’ı Rabbinden istemiş. Cenâb-ı Hak da onun bu duâsını Resûl-i Ekrem (asm)’ı göndermekle ve dîn-i Mübîn-i İslâm’ı bütün cihâna hakîm kılmakla kabûl buyurmuştur. Aynen öyle de Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri de hadîs-i şerîflerde haber verilen bir zâtı, Rabbinden temennî edip istemiş ve bu zâtı müjdelemiştir. O zât gelecek, Risâle-i Nûr’u kendisine proğram yapacak, bid’aları kaldıracak, sünnet-i seniyyeyi ihyâ edecek, ahkâm-ı Kur’âniyyeyi bütün cihâna hakîm kılacak, âlem-i İslâm’ın birlik ve berâberliğini izn-i İlâhî ile te’min buyuracaktır. O zât da Âl-i Beyt-i Nebevî’den olacaktır.
Bediüzzamân Hazretleri îman-ı tahkìkîyi neşr ve ehl-i îmanı dalâletten kurtarmak noktasında vazîfe-i ilmiyyesini ve dîniyyesini bihakkın edâ etmiş. Bu uğurda pek,