Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
toprak unsûru dahi bütün unsûrların efendisidir. O hâlde tevâzunun timsâli olan toprak gibi olalım, tekebbür etmeyelim. Mahviyyet, terk-i enâniyyet ve tevâzu-i mutlâkta bulunalım. Tâ ki toprak gibi ma’nevî hayâta menşe’ olalım. Hava gibi olmayalım. Zîrâ hava eser, bir müddet sonra eseri kalmaz. Güneş gibi olmayalım. Zîrâ gurûb etmeye mahkûmdur. Yağmur gibi olmayalım. Yağar, bir müddet sonra kesilir. Toprak gibi yerinde sâbit dur. Toprak gibi efendi ol! Tâ ki herkes sana hizmet etsin.
Suâl: Her biri birer arş hükmünde olan dört unsûrun bu makàmda zikredilmesinin hikmeti ve münâsebeti nedir?
Cevâb: Cenâb-ı Hak, kâinâtı dört unsûrla tahrîk edip cevelâna getiriyor. Sessizcesine tesbîhât-ı Rabbâniyyeyi kâinâta söylettiriyor. Müellif (ra), kâinâttaki tebeddülât ve teğayyürâtın ana menba’ı ve Rahîm, Hakîm ve Vedûd isimlerinin tecellîlerinin ana merkezi, dört unsûr olduğunu gösteriyor. Demek bu âlemdeki mevt ve adem, zevâl ve firâk, zahmet ve meşakkat, faâliyyet ve hareket, tebeddül ve teğayyür, biiznillâh bu dört unsûr vâsıtasıyla meydâna geldiği için her biri birer arş ya’nî tasarruf yeri olarak zikredilmiştir.
Bütün bu unsûrlar, dünyâ için çalışıyor. Dünyâ da insâna hizmet ediyor. İnsân da nûr-i Muhammedi (asm)’dan geldiği için ahkâm-ı Kur’ân’iyyenin icrâ ve tatbîkiyle mükelleftir ve onun için çalışıyor. Ya’nî bu faâliyyet-i âmmenin ana temeli nereden kaynaklanıyor? Nûr-i Muhammedî’den kaynaklanıyor. Zâhiren küre-i arz, güneşin etrâfında dönüyor, güneş de seyyârâtiyle berâber başka bir sistem etrâfında dönüyor gibi görünse de, hakìkatte küre-i arz da, güneş de, diğer sistemler de, hattâ bütün âlem de, nûr-i Muhammedî (asm)’ın etrâfında dönüyor. Nûr-i Muhammedî (asm) da bin bir ism-i İlâhî’nin etrâfında dönüyor ve ona yaklaşıyor.
Hem zâhiren küre-i arz, güneşin etrâfında dönüyor. Fakat hakìkatte güneş, küre-i arza hizmet ettiği için o, küre-i arzın etrâfında dönüyor. Hem zâhiren küre-i arz aşağıda; güneş, su ve hava unsûrları ise yukarıda görünüyor. Hâlbuki bunlar, küre-i arza hizmet etmeleri hasebiyle hakìkatte küre-i arz daha yüksek bir makàmda, diğer unsûrlar ise bu noktada daha aşağı bir makàmdadırlar.
(Kat’iyyen bil ki: Bu beş Remiz’de ve beş İşâret’te gösterilen parlak hakìkat-ı
Lügat: küre-i arz, tebeddülât, mahviyyet, muhammedî, iznillâh, meşakkat, muhammed, tasarruf, tebeddül, tekebbür, cevelân, hareket, zâhiren, efendi, hikmet, hizmet, mahkûm, sistem, âliyye, sinin, âhire