Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
[2 5 2] düşman ve rakibleri oluyor. Ve pâdişâha karşı çok ünvânlarla görünüyor ve görür. Ve çok lisânlarla ondan meded ister. Ve âmirinin çok ünvânlarına mürâcaat eder. Ve düşmanların şerrinden kurtulmak için, muâvenetini çok sûretlerle taleb eder. Öyle de: Çok esmâya mazhar ve çok vazîfelerle mükellef ve çok düşmanlara mübtelâ olan insân, münâcâtında, istiâzesinde çok isimleri zikreder. Nasıl ki nev-i insânın medâr-ı fahri ve elhak en hakìkì insân-ı kâmil olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, Cevşenü’l-Kebîr nâmındaki münâcâtında binbir ismiyle duâ ediyor; ateşten istiâze ediyor. İşte şu sırdandır ki Sûre-i
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلٰهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ *
de üç ünvân ile istiâzeyi emrediyor ve بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ de üç ismiyle istiâneyi gösteriyor.”[
O hâlde yirmi dört saat zarfında hangi ismin tecellîsi altında bulunduğumuzu anlamak ve o esmâya ilticâ etmek vazîfemizdir.
Mevcûdât-ı âlem içinde en mükemmel âyine insândır. İnsân nev’i içinde ise en mükemmel âyine, Hazret-i Muhammed (asm)’dır. Zîrâ bin bir ism-i İlâhî’yi sîreten ve sûreten en mükemmel ve en câmi’ bir sûrette gösteren, Mir’ât-ı Muhammed’dir.
“Âyinedir bu âlem, her şey Hak ile kàim
Mir’ât-ı Muhammed’den
Allâh görünür dâim.”
Cenâb-ı Hak, o âyinede cemâl-i bâ kemâlini seyrediyor. İşte bu maksad için Habîbine mi’râc gecesinde mebde ile müntehâyı birleştirerek O Zât-ı Ekrem (asm)’ı bütün âlemin fevkine çıkarıp huzûruna celbediyor ve o âyinede cemâl-i bâ kemâlini bizzât kendisi seyrettiği gibi; O’na da seyr ettiriyor.