Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
edebilmesi için
rızkını gönderiyor. Husûsan âciz ve zaîflere daha iyi bakıyor. Meselâ; hayvânî ve insânî
yavruları süt gibi sâfî, temiz, mugaddî bir gıdâ ile besliyor, vâlidelerini onlara musahhar ediyor. Evet, kışın ortasında, soğuk bir gecede uykusunu yavrusu için fedâ eden bir annenin, kalkıp
yavrusunu emzirmesi; aç bir arslanın, zaîf yavrusunu kendi nefsine tercîh
ederek, elde ettiği bir eti yemeyip yavrusuna yedirmesi; hem korkak tavuk,
yavrusunu himâye için ite, arslana saldırması; hem incir ağacı kendi çamur yiyerek
yavrusu olan meyvelerine hâlis süt vermesi gibi şefkatkârâne terbiye fiilleri,
Rahîm bir Zât tarafından nebâtî, hayvânî ve insânî vâlidelere yüksek bir şefkat
hissi bahş edildiğini gösteriyor. Müellif
(ra), Şuâlar adlı eserinde “rahîmiyyet fiili”ni şöyle îzâh etmektedir:
“Rahîmiyyet ve rezzâkıyyet hakìkatı”dır. Ya’nî umûm zemîn yüzünde ve içinde ve havasında ve denizinde bütün zîhayâtın ve bilhassa zîrûhun ve bilhassa âciz ve zaîflerin ve bilhassa yavruların; hem maddî ve mi’devî, hem ma’nevî bütün rızıklarını, şefkatkârâne, kuru ve basit bir topraktan ve câmid ve kemik gibi kuru odun parçalarından yapılan ve bilhassa en latîfi kan ve fışkı ortasından gelen ve bir dirhem kemik gibi bir tek çekirdekten yapılan binlerle okka taâmların, vakti-vaktine mukannen bir sûrette hiçbirini unutmayarak ve şaşırmayarak gözümüz önünde -bir dest-i gaybî tarafından- verilmesi hakìkatıdır.
Evet, اِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ (Zâriyât Sûresi, 58) âyeti, iâşeyi ve infâkı Cenâb-ı Hakk’a tahsîs edip hasrettiği gibi,
وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِى اْلاَرْضِ اِلاَّ عَلَى اللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِى كِتَابٍ مُبِينٍ (Hûd Sûresi, 6) âyeti dahi, bütün insânların ve hayvânların rızıklarını taahhüd ve tekeffül-i Rabbânî altına aldığı; hem
وَكَاَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لاَ تَحْمِلُ رِزْقَهَا اَللَّهُ يَرْزُقُهَا وَاِيَّاكُمْ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ (Ankebût Sûresi, 60) âyeti de, rızkı tedârik edemeyen, âciz ve iktidârsız olan zaîf
Lügat: dest-i gaybî, mukannen, tekeffül, mugaddî, taahhüd, terbiye, dirhem, gönder, şefkat, hâlis