Peygamber Efendimiz (asm), amcası Ebû Talib’in oğlu Hz. Ali’yi yanına almıştı. Onu büyütüyor, terbiye ediyordu. Hz. Ali, bir gün, Resûlullah’ı Hz. Hatice ile birlikte namaz kılarken gördü. Namazdan sonra, Peygamber Efendimize ne yaptıklarını sordu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: “Yâ Ali! Bu Allah’ın seçtiği, beğendiği dindir. Ben, seni, bir olan Allah’a inanmağa dâvet eder; insana ne faydası, ne de zararı dokunmayacak olan Lât ve Uzza’ya (Müşriklerin tapındığı iki büyük put) bağlanmaktan sakındırırım” dedi. Hz. Ali: “Bu benim şimdiye kadar görmediğim, işitmediğim bir şeydir. Babam Ebû Talib’e danışmadan bir şey diyemem” dedi. O sıralar, Peygamber Efendimiz, İslâmiyeti açıkça anlatma emrini henüz almamıştı. Bunun için Hz. Ali’ye: “Ey Ali! Eğer söylediklerimi yaparsan yap! Yok eğer yapmayacak olursan, gördüğünü ve işittiğini gizli tut. Kimseye bir şey söyleme!” dedi. Hz. Ali de kimseye söylemeyeceğine söz verdi. O gece sabaha kadar gözüne uyku girmedi. Peygamber Efendimizin anlattıkları aklından çıkmıyordu. Gerçekten de, hiçbir faydası olmayan, kimseye ne iyiliği, ne de kötülüğü dokunan mânâsız, cansız putlara tapmanın ne kadar saçma olduğunu düşünüyordu. Kâinatı yaratan tek bir Allah’a ibadet eden Peygamber Efendimizin namaz kılışı gözünün önünden gitmiyordu. Düşündü, düşündü. Nihayet kararını verdi. Sabah olur olmaz, koşa koşa Peygamber Efendimize gitti: “Allah, beni yaratırken babama sormadı ki, beni Yaratana ibadet etmek için babama sorayım” dedi. Ve hemen kelime-i şehâdet getirerek Müslüman oldu. Müslüman olan ilk çocuk Hz. Ali’dir. 

Giriş Yap

Giriş Yapın ve Hesabınızı Yönetin

Bir Hesabınız Yok mu? Üye Ol