Hz. Bilal-i Habeşî, Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden Ümeyye bin Halef’in kölesiydi. Müslüman olduktan sonra, İslâmiyeti müşriklerin yüzlerine karşı ilan etti. Ümeyye bin Halef, Hazret-i Bilal’e dininden vazgeçmesi için çok işkence yaptı. Boynuna ip takıp sokaklarda dolaştırdı. Aç-susuz bıraktı. Öğle vakti güneşin en kızgın ânında, kızgın kumlar üzerine yatırdı. Göğsünün üzerine büyük bir kaya parçası koydu. Hz. Bilal-i Habeşi bu şekilde ızdırab çekerken, müşrikler kahkahalarla gülüyorlardı. Bir yandan da İslâm dinini terk ederek, tekrar Lât ve Uzza’yı mabud kabul etmesi için ısrar ediyorlardı. Ama Hz. Bilal, candan İslâmiyete bağlıydı. İşkencelere dayanıyor, “Ben, Lât’ı, Uzza’yı kabul etmem! Allah birdir, birdir!” diyordu. Her işkence sonrası, Hz. Bilâl, kurumuş dudaklarından sarsılmaz imanını haykırıyordu: “Ehad, Ehad!.. Allah bir, Allah bir!” İşkenceler, Hz. Ebubekir’in, Ümeyye bin Halef’e istediği bedeli vererek kendisini âzad etmesine kadar devam etti. İşkence etmekten zevk alan müşrikler her defasında, beyinlerine bomba gibi inen, “Allah bir! Allah bir!” sözleriyle sarsılmışlardı.

Giriş Yap

Giriş Yapın ve Hesabınızı Yönetin

Bir Hesabınız Yok mu? Üye Ol