Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Suâl 4: Tahkírlere dâir soruya...
Cevâb 4: Tahkír, eğer
tenkídi tahkír saymaktansa, o tahkír olamaz. Eğer bundan değilse, sebebiyyet verilmemeğe çalışmalı. Tahammül hudûdunu aşarsa şikâyet edilmeli.
27 Temmuz 1970
اَلْبَاق۪ي اَلْحُبُّ فِى اللّٰهِ
Muhibb-i Muhlisiniz
***
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ
وَ بَرَكَاتُهُ
Âhiret Kardeşim!
Garb seyâhatından, 14.09.1970 târîhinde dönmüştüm. 15 Eylül 1970 târîhli mektûbunuzu, 21.09.1970 târîhinde aldım. Altı gündür yatakta değilim, ama hastayım. Suâllerinize cevâb
vermeden evvel, eserlerdeki yerlerini yazmakla bana kolaylık göstermenizi tavsıye ederim.
1- Ehl-i nazar, záhir ile;
basíret ehli olan ehl-i hakíkat, ma‘nâ ve mahviyyet ile iştigál ederler. Elbette ehl-i nazar, ehl-i basírete yetişemezler.
2- A‘mâl-i uhreviyyede kanâat
için,
الْعَمَلُ الْقَلِيلُ اَخْلِصْ دِينَكَ يَكْفِيكَ “Dîninde ihlâslı olduğun hâlde, az bir amel de sana yeter” meâlindeki hadîs, kâfî cevâb veriyor. Ya‘nî, ihlâslı, Elláh rızásı için olan az amel, ihlâssız çok amele tercîh olunur.
Lügat: ehl-i hak, mahviyyet, tahammül, elbette, ermeni, muhibb, muhlis