Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ
وَ بَرَكَاتُهُ
Çalışkan
ve İhlâslı Âhiret Kardeşim!
Suâllerinize
cevâbım, melfûftur.
Hastam hakkındaki şifâ duánızdan
dolayı, Elláh
sizden râzı olsun,
derim. Sizi ve bütün alâkadâr sevdiklerinizi Elláh’a emânet eder, hayr duálarınızı beklerim. Okuyamadığınızı okutup, anlaşılmayan husúsları sorarsınız.
Ba‘zı suâllerinizin cevâbı:
1. (“Yirmi İkinci Söz”de geçen) temsîldeki iki adamdan biri mü’min ve sálih, diğeri kâfir veyâ fâsık kimsedir. Bunların ervâh áleminden rahm-ı mâdere gelip orada bir müddet
kalmaları, “havuzda yıkanmaları”dır.
“Fevka’l-áde te’sîr”,
rahm-ı mâderde sıra ile nutfe, kan pıhtısı, bir parça et, kemikler hâline gelmek ve o kemiklere etlerin
giydirilmesi ve nihâyet küçücük bir insân cesedi hâline gelmelerindedir ki; bu
da ancak Elláh’ın
havl ve kuvvetiyle olduğundan
fevka’l-áde te’sîr denilmiştir.
“Gözlerini açtıkları vakit…” Rahm-ı mâderden bu âleme geldikten
sonra ákıl ve bâliğ olmalarıdır.
Bundan sonraki kısımların îzáhına ihtiyâc yoktur. Azıcık tefekkürle halledilebilir. Tefekkürü kolaylatmak için deriz ki: Zâriyât Sûresi’’nin 56. âyet-i kerîmesinde; “Ben cin ve insi halk ettim ki; ancak Bana ibâdet edip, Beni bileler ve Hálıkıyyetim ve Vahdâniyyetim onlarla ma‘lûm ola” fermân buyrulduğu üzere, yaratılmaktan gáye, Ma‘bûd’u tanımak ve bilmek ve O’na ibâdet etmektir.
Lügat: tefekkür, bâliğ, kâfir