Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
İkinci Suâlinizin Cevâbı: Sûre-i
Bakara 164. âyeti ve İsm-i A‘zam hássası bulunan,
اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ
الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ
وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ
مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ
الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
âyetinin; “Yıldızlarla süslenmiş direksiz semâvâtın ve dağlar, denizler ve sâir
nebâtlarla tanınmış Arz’ın yaratılmasında ve gece ile gündüzün biribirini
ta‘kíb ve aydınlık ve karanlığın artıp eksilmesinde ve insânların kendilerini ve eşyâlarını yükleyip
fâidelenmek için gemilerin denizlerde yüzmelerinde ve zemîn kuruduktan sonra,
Elláh’ın semâdan
yağmuru
indirip Arz’ı nebâtâtla
diriltmesinde ve o Arz’da her çeşit hayvânı yayıp biribirlerinden
ayrılmasında ve rüzgârları her taraftan estirmesinde ve semâ ile Arz
arasında
bulutların emir
ve hükmü ile gitmesinde, akılları tam, fikirleri işlek ve gözleri görenler için Elláh’ın san‘at
ve hikmet ve kudretine alâmetler ve ibretler vardır” şu kısacık tefsîri,
suâlinizin nereden geldiğini gösterdiği gibi; álem-i ekber, Elláh’ın san‘atlarını teşhîr ettiği kâinâttır. Álem-i asgar, insândır. Álem-i ekberdeki İlâhî san‘atlı mahlûkátın yaratılmaları abes değildir, hikmetlidir, ma‘nâlıdır.
Hikmetli ve ma‘nâlı olan şeylere “kitâb” deniliyor. Bu
münâsebetle, bir kaç suâl ve cevâb:
Suâl: Bu kitâbı, Hálık-ı álem, yarattıkları içinde kimler okusunlar diye yapmış?
Lügat: udre(t), alâmet, hikmet, rüzgâr, fâide, işlek